Dağcı, doğa fotoğrafçısı ve araştırmacı Ömer Faruk Gülşen, eski Muş’ta kimlik, kültür ve yaşamı ele aldığı yeni kitabı ile dergimize konuk oldu. Eserini, “Hayat, anılarla süslenmiş bir yolculuktur. Bu yolculuk sırasında sevdiklerimizden ayrılmak, hayatımızda yaşayacağımız en büyük zorluklardandır. Geriye dönüp baktığımızda bize ne hissettirdiklerini anlamak isteriz.” sözleriyle anlatan yazarla “Miras”ı konuştuk.
Ömer Hocam merhabalar. “Geçmişten Geleceğe Miras” isimli kitabınız okuyucusu ile buluştu. Antalya doğaseverleri için ne kadar kıymetli bir isim olduğunuz tartışılmaz. Sizi tanımayanlar için biraz bahseder misiniz Ömer Faruk Gülşen kimdir?
1954 yılında Muş’ta doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Muş’ta tamamladıktan sonra, 1979 yılında Diyarbakır Meslek Yüksekokulu Elektrik Bölümü’nden mezun oldum. Dağcılık sporuna 1969 yılında Muş ilinde başladım, Dağcılık kariyerine 1976 yılında Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun eğitimlerini tamamlayarak devam ettim ve eğitim kamplarında kamp müdürlüğü, eğitmen ve yönetici olarak görev aldım. Bugüne kadar 700 yakın zirve çıkışı yapmış bir dağcıyım.
1989 yılından bu yana Antalya’da yaşıyorum, üç çocuk babasıyım. 1997 yılından itibaren Türkiye Dağcılık Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliği görevini üç dönem sürdürdüm. 1999 yılında Tacikistan Pamir Dağları’nda düzenlenen bir etkinlikte, 300 yabancı dağcı arasından “dünyanın en güçlü dağcısı” seçilmiştim. Halen, Akdeniz ve Antalya’nın kıvrımlı dağlarına çıkışlar yapmaktayım. En büyük zevkim de bu dağların yaşam alanlarını arşivlemektedir.
Beş kitabım var. Başkaları tarafından doğa fotoğrafçısı, dağcı, gezgin ve araştırmacı ve yazar kimlikleri ile de tanınıyorum. Son kitabım “Geçmişten Geleceğe Miras Muş”, Muş’un tarihine ışık tutan bir yapıt olacağını düşünmekteyim.
Bize son kitabınız “Miras”tan bahseder misiniz?
Kitapta Muş kentimizin kimlik yaşam ve kültürünü ne ek olarak geçmişteki eğitim kurumları ve bu kurumların binalarının yapılışı, eğitim durumu, mimari yapıları ve ustaları hakkında araştırmalar. Kentte yaşayan yerli yada yerlisi olmayan tüm emeği geçenlerin biyografileri yer aldığı gibi o dönemde fakat kaybolmuş yerel meslek grupların ortaya çıkarılıp fotoğraflayarak anlatılması. Geçmişte var olup şu an hiç olmayan hanlar ve hamamlar, yerel oteller. Eski resmi kurumlar, ya da kapatılan kurumların hikâyeleri. Kentin yerel eğlence dünyasından kesitler. Geçmişte yapılan eski binaların öyküleri, örneğin Muş Halkevi’nin öyküsü. Kısacası kentin biyografisini anlatmaktadır.

Okurlar kitabınızda nasıl bir üslup ve hangi konularla karşılaşacak?
Kent yaşamındaki demografi, kendi lehçesiyle anlatılması; fakat Latin yazıyla yazılıp onlar tarafından çevrilmesi gibi. Yeni kuşağın hep büyüklerinden duyup kesinlikle geçmişteki yaşamın bilgilerinin bulunmaması ve onlar için gelecekte tam bir miras kitabıdır.
Kitabınızı yazarken ve yayınlarken nasıl bir süreçten geçtiniz?
Kitabıma başlamadan önce Bir Muşlu olmamdan ötürü gelenek ve görenekler ile feodal yapılarını bildiğim için çok dikkatli, ciddi araştırmacı ve kesinlikle en yakın olan ya da birinci derece akraba olan kişileri bizzat ya da erişimle ya da telefonla konuşarak referansla konuşup yazıları hazırladım. Çünkü biliyorum ki Muş feodal yapısı ve gelenekleriyle çok büyük bir risk aldığımdan çok dikkatli gece ve gündüz saatlerine bakmadan başladım. Çok tehditler aldım, çok büyük önem arz eden yazılarımı sildirdiler. Ailelerin kadınlarının fotoğraflarını vermediler günahtır diye. Arazi meselesinden dolayı bazı kısımları sildirdiler. Meslek gruplarını yazarken şimdi tuhaflarına giden yeni gençlerin geçmişteki büyüklerinin meslekleri itiraz edip ricayla ya da tehditle sildirdiler. Aile fotoğraflarını kimileri vermediler ya da verdiklerini geri istediler, yayınlatmadılar. Akrabalar yâda çok yakınları olanlar birbirleriyle ilişkilerinin bozuk olduğundan biyografilere çok itirazlar oldu.
Kitabınız sizin için ne ifade ediyor?
Kitabım benim için çok büyük bir sorumluluk ifade etmektedir. Çünkü ben o kentliyim, oraya çok borcum var. Kentin eşiğinden geçtim nasıl borcumu ödeyebilirim diye bu riskli yolu seçtim. Evvelden beli bilgileri topluyordum. Hazırlık yapıyordum. Aslında rahmetli kardeşim Suat Gülşen bu konulara çok naildi. İyi bilirdi kent biyografisini; ondan esinlemiştim. Ama o hiçbir bilgiyi yazılı kâğıda dökmemişti. Borcumu bununla ödemeyi planlamıştım. Ve borcumun bir bölümünü tamamladım. Ayrıca kentin yaşam alanlarının yaşamlarının hiçbir fotoğraf albümü yoktu sponsor bulursam tüm fotoğrafları biriktiriyorum. Albüm de hazırdır.
“Miras”ın kitabımın ikinci cildine de başladım. Umarım dilediğim gibi geçmiş ve gelecek arasında bir köprü olur.
Vakit ayırıp bizleri yanıtladığınız için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim sevgili Ümit, bu kıymetli yayında bana ve “Miras”a yer verdiğiniz için.