Bundan sonra ne olacak sorusu kehanete gerek duyan bir sorudur. Kehanet ise yalnızca eğlenceli bir fal oyunu gibidir. Bu soruya yanıt verirken olasılıkların sıralanabilmesi yeterli olmaz, çünkü geleceğe ilişkin tasarımlarımızı kurmak için dayandığımız “şimdi”nin verileri ve geçmişi değerlendirme ölçütlerimiz herkesi şaşırtan bir biçimde, önceki çağlarda olmadığı kadar hızla değişmektedir. Örneğin “emek” kavramı kavramsal olarak aynı olsa da neyin emek olduğu sorusu bir yüzyıl öncesinden farklıdır. Newton mekaniği günlük yaşamımızda bizi yönetse de aklımızı artık kuantum mekaniğinin ilginçliği çelmektedir. Resim, heykel, tüm sanatlar çağa uygun değişimler göstermişlerdir, edebiyat da dilin ve yaşamın değişimi ile değişimler gösteren bir alandır. Bilgi aktarma, tasvir etme, eskisi kadar edebiyatın merkezindeki sorunlar değildir. Bir yandan ruhun derinliklerine inerken, bir yandan toplumsal olayların nedenleri ve sonuçlarıyla, yaşanan insanlık acılarıyla ilgilenmektedir ve soyutlama gibi ayrı bir ele alış biçimi, düşünce yapımızı da değiştirmektedir. Disiplinlerarasılık çok yayılmıştır tüm sanatlarda ve bilimlerde. Teknolojideki, yaşama biçimlerindeki her değişim doğal olarak sanatın tüm dallarına yansımaktadır.
Gelecekte edebiyat var olacak mı, kitabın geleceği nedir, sanat gelecekte nasıl olacak gibi soruların yanıtları tüm bu hızlı gelişimler ve değişimler nedeniyle hiçbir bilimsel kesinliği olmayan hoş sohbet konularıdır bence ve bu tür soruları yanıtlamak tamamen kişisel birikimlerin ve hayal güçlerinin sınırları içinde bir gezintidir.
Edebiyatın ve sanatın bir ucunun toplumları harekete geçirebilen anonimliğe, öteki ucunun kişinin gizli ve öznel dünyasına dayandığı bir ölçü çubuğu, cetvel olduğunu hayal ederim. Yapıtlar, bu iki uç arasında bir yolda konumlanırlar. Sanatçılar da… Bu bakışı, bugüne dek alıştığımız sanatçı-sanat yapıtı- sanat tüketicisi ilişkisi içinde düşündüğümüzde kurabiliriz ama bu ilişki bozulur da sanat üreticisiyle tüketicisi birbirine karışırsa, anonimlikle öznellik birbirine girerse ne olur bunu bilmiyoruz. İşin ilginç yanı böyle bir olayın kapısındayız. Gerek sosyal medyanın gerek toplumlar ve bireyler arasındaki iletişimin hayallerimizin ötesindeki evrimi, gerek yapay zekanın akıllara durgunluk veren gelişimi bizim sanatın ve edebiyatın geleceğine ilişkin tahminlerimizi alt üst edebilecek güçtedir. Dünyanın bugüne dek hiç görmediği bir değişim süreci geçirdiğini, bilinen her şeyden kuşku duyulduğunu görüyoruz. Sanal bir evrenin içinde yaşıyor olabilir miyiz? Paralel evrenler var mı? Evren bir hologram mı? Gerçek miyiz? Zaman bir yanılsama mı? Makineler insanlığı ele geçirecek mi? gibi eskinin fantastik soruları artık bilim insanlarının üstünde ciddi ciddi tartıştığı gerçeklik payı olan sorunlardır. Bu soruların içinde sanatın ne olacağı, kim tarafından yapıldığında sanat olacağı, kim yaparsa sanat sayılmayacağı, yeni ilişkiler çağında telif problemleri gibi daha önce ufak ufak başlamış sorular ciddi hukuki etik ve felsefik tartışma konuları haline gelmiştir. Yapay Zekâ kullanan iyi bir okurun günün birinde Nobel adayı olmayacağını da çok satarlar listesine girmeyeceğini de savunmak artık olası değildir. Daha da geliştiğinde, yapay zekâ, insanın, insani kusurları da dahil tüm yapabildiklerini yaptığında edebiyatın, sanatın bugünden farklı bir tanımı olacaktır sanırım. Belki de artık bugünün ölçütleriyle tanımlanan sanatı yapmaya gerek kalmayacaktır da şimdi hayal bile edemediğimiz bir başka şeye sanat denecektir. Edebiyat ise güzel sözlerin herkesçe söylenebildiği, tüm insanlık hallerinin, iç dünyasının, tepkilerinin herkesçe bilinerek anlatılabildiği bir iletişim çağında nerede yer alacaktır, ölçütleri ne olacaktır, bilmek olası değildir.
Kısacası ne sanatın ne edebiyatın insanlık için yakın benim için uzak bir gelecekte tahmin edilemez bir biçime dönüşeceğini, bildiğimiz biçimleriyle yok olarak başka şeylere sanat, edebiyat deneceğini söylemek geliyor içimden. Belki Fahrenheith 451’deki gibi büyük bir distopik çöküş ya da insanların ve kültür birikiminin bir biçimde yok oluşu, sanatların yinelenmesini ve yenilenmesini, baştan başlamamızı sağlayacaktır; ama bu değişim, yani yaşamımızın yapay zekaya doğru melezleşmesi bu hızla devam ederse sanat ve edebiyat bir daha şimdiki gibi olabilir mi kuşkuluyum.