Edebiyatta “her zaman” var mıdır?

Edebiyat, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı ya da sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı da “insan” olan bir sanat dalıdır.

Edebiyatın kökenleri, [bilebildiğimiz zamanlar ve bulabildiğimiz örnekler içinde] Eski Çağ’da, Mısır ve Sümer gibi medeniyetlerde yazının ortaya çıkmasıyla başlamış diyebiliriz. Ancak, yazının kullanılmadığı dönemlerde dilden dile aktarılarak günümüze kadar ulaşıp anonim olarak gelişen ürünlerin tamamı olan [ve daha sonra da yazıya dökülen] sözlü edebiyatı da atlamamız gerekir. Yazının kullanılmaya başlamasından itibaren de, yazarı belli olan ya da olmayan her tür edebiyat ürünlerini de [şiir, öykü, roman, masal, deneme, anı, dinî yapıtlar, vb.] yazılı edebiyat olarak rahatlıkla tanımlayabiliriz.

Dinî yapıtlar, edebiyattan büyük ölçüde yararlandığı gibi, dinî hayat da edebî dönemleri belirleyen [sistem içi hale getiren] etkenlerden biri olmuştur; o nedenle rahatlıkla edebiyat – din ilişkisi geçmişte ve günümüzde oldukça güçlüdür diyebiliriz.

Her edebî metnin içinde oluştuğu tarihî bir dönem vardır ve edebî metinlerin hepsinde bu tarihî dönemlerin izlerini görmek olasıdır da diyebiliriz rahatlıkla. Edebî metinlerin temasını da tarihî dönemler etkiler; bu yüzden yapıtları doğru yorumlayabilmek ancak o dönemin tarihî olaylarını farklı kaynaklardan çok iyi araştırıp bilmekle olasıdır. Ancak tarih bilimi de tarihsel belgenin olmadığı, bulunamadığı durumlarda, kurgusal edebî metinlerden yararlanır. Bu bağlamda, edebiyat da tarihe kaynaklık etmiş olur ve karşılıklı bir alışverişten bile söz edilebilir rahatlıkla. 

Felsefe ve edebiyat ilişkisini de anmadan geçmek olmaz. Her ikisi de dil yapıtlarıdır; onlar da çoğu konuda birbirinden yararlanır.

Edebiyat kaynağını genellikle insan yaşamından alır ve temel malzemesi olan sözcüklerle yazılı veya sözlü olarak yine insana insanı anlatır. Bu da, 20. yüzyıldan itibaren çok hızlı bir gelişim gösterip insan davranışlarını inceleyen Psikoloji bilim dalıyla edebiyatın yakınlaşıp ortaklaşmasını, hatta bazen iç içe geçmesini bile sağlar; çünkü: her ikisinin de ortak noktasını insan oluşturmaktadır.

Zaman kavramı, edebiyat yapıtlarındaki olayların akışını ve süresini belirleyen temel yapı unsurlarından biridir. Bu da, olayın yaşandığı “olay zamanı” ile anlatıldığı “anlatma zamanı” arasındaki ilişkiyi ve bu ikisi arasındaki süreyi kapsar. Yapıtın zaman algısı; olayların gelişimini, anlatının ritmini, karakterlerin yaşadığı deneyimi de şekillendirir. 

Edebiyattaki zaman çeşitleri olay zamanı, anlatma zamanı, yazma zamanı ve okuyucunun okuma zamanıdır. Kurgu biçimleri de Doğrusal-Kronolojik, Doğrusal Olmayan ve geçmişle gelecek arasında gidip gelerek (1) kurgulanabilir. Zamanın işlevi de anlatının ritmini ayarlamak, karakterlerin gelişimini belirlemek, anlam oluşturmakta etkilidir.

Edebiyat içinde, roman ve anlatmaya bağlı diğer edebi metinlerdeki zaman kavramı, kurgusal bir karakterde ve edebiyatın olmazsa olmazıdır. Geçmiş, şimdi, öngörülen gelecek ve “olmayan ama olabilir [sience fiction] gelecek” zaman şeklinde karşımıza çıkan kavram, yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi, tarih, din [inanç,] felsefe, psikoloji ve bilim kurgu ile birlikte edebiyatı biçimlendirir.

Yazımda baştan beri yapmaya çalıştığım bütün bu ön giriş ve anımsatmalardan sonra, “edebiyatta her zaman var mıdır?” sorusuna bir yanıt aramaya girişebilirim artık. 

Edebiyat yapıtlarının evrensel temalar aracılığıyla bir zaman diliminden diğerine geçme gücü elbette vardır. Sevgi, ölüm, adalet, korku, umut gibi temalar, farklı çağlardaki insanlar için de anlamlı olacaktır. Edebiyat da, bu temaları işleyerek okuyucunun duygularıyla düşüncelerine hitap edebilecektir. Edebiyatın evrenselliği de, insan aklı ve duygu dünyasındaki ortak noktalarda bulunur. Kant‘ın da belirttiği gibi, estetik algı, evrensel bir deneyim olabilir; ancak, bu deneyim her zaman o dönemin estetik anlayışının izlerini taşıyacaktır. Bu nedenle, edebiyatın hem kendi dönemini yansıtması hem de evrensel bir nitelik taşıması olasıdır. Örneğin, bugün “klasikler” olarak isimlendirdiğimiz yazarların edebiyat yapıtları, yani Shakespeare, Tolstoy, Dostoyevski, Flaubert, Zola, Jules Varne, Çehov, Ömer Hayyam, Oscar Wilde, Franz Kafka, Virginia Woolf, vb. bence bir “edebiyatta her zaman”dır. Nurdan Gürbilek’in 18.05.2013 tarihinde Kaan Özkan ile yaptığı söyleşide de dediği gibi:

“Bu sözünü ettiklerinizin hepsi [Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Yusuf Atılgan, Fyodor Dostoyevski]  güçlü yazarlar, kendileriyle didişmemize imkân veren yazarlar, kolay kolay yıkılmayan, içlerinde bir sürü çelişik ses barındıran, bu yüzden de sizi yeni konuşmalara zorlayan yazarlar.”…

“Güçlü romanlar çelişkileri ya da açmazları örtbas edenler arasından değil, onlarla yüzleşebilenler, krizi derinleştirmeyi göze alabilenler arasından çıkıyor”…

Ayrıca günümüzdeki sinema senaryolarının ve TV dizilerinin edebiyatla olan ortak ilişkisi de bu anlamda “edebiyatta her zaman”ın var olacağının ayrı bir kanıtıdır. Bir de oldukça ürkülen ama yine de kullanılan “yapay zekâ” da gerçek edebiyatı etkileyemeyecek ve “ edebiyatta ‘her zaman’ ” olma olasılığından uzaklaştıramayacaktır.

Ancak yazımı bitirmeden bir [sience fiction] öngörüde bulunup yanıtını benim de bilmediğim yeni bir soru üretebilirim. Gün gelip de insan beyni büyük aşamalar kaydedip insanların düşünce ile konuşmasını sağladığı zaman, ortada yazılı ya da görsel bir edebiyat/sanat kalacak mıdır? Ben yepyeni bir tür edebiyat ve sanat ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum; ama nasıl? Hep birlikte düşünmeli.

  • Geriye Dönüş (Flashback): Anlatım sırasında geçmişe ait bir olayın anlatılmasıdır. İleriye Atılma (Flashforward): Anlatıcının, gelecekte yaşanacak bir olayı anlatmasıdır. Sıkıştırma ve Genişletme (Ritmin Ayarlanması): Anlatıcı, önemli bulduğu olayları daha ayrıntılı anlatmak için zamanı uzatabilir (genişletme) ya da önemsiz bulduğu olayları özetleyerek zamanı kısaltabilir. Eşzamanlılık: Olayların ve anlatımın aynı anda yaşanıyormuş gibi sunulmasıdır. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir