Ben de şaşırdım; 10 yıl olmuş!
Antalya Edebiyat Günleri’nden söz ediyorum…
Muratpaşa Belediye’sinin başlatıp ve kesintisiz olarak mali ve idari olarak hamiliğini yaptığı bu etkinliğin, kronolojik hafıza zayıflığımı bağışlayın, sekiz ya da dokuz yıldır Gönüllü Sanat Yönetmenliğini yapmaktayım. Sonuncusunu 21-23 Kasım tarihlerinde “Edebiyat: Nereye!” ana temasıyla gerçekleştirdik.
Etkinlik Danışma Kurulu üyemiz de olan Ant Sanat dergisi Genel Yayın Yönetmeni Tuncer Çetinkaya, onuncu yıla özel çıkacak dergi sayısına rolüm gereği geçen on yılı değerlendiren bir yazıyla katılmamı istedi.
Bu zor bir şey benim için; ama deneyeceğim…
Zorluğu, etkinlik ödül töreninde yaptığım konuşmada belirttim: Etkinliğin on yılına ilişkin değerlendirmeyi, daha çok, haberdar olup katılanların yapması gerek. Onlar ne deneyimlemişlerse etkinlik o olabilmiştir. Bu yüzden burada söyleyeceklerim neler yaptık sorusunu cevaplamaktan daha çok, neleri nasıl yapmaya çalıştık türünden sınırlı cümlelerden oluşacak.
*
Etkinliği, ikinci yılında şekillendirip ilan ettiğimiz manifesto çerçevesinde kalarak; edebiyat, kültür ve bilim dünyasından seçkin insanları birkaç gün boyunca Antalya ile etkileşime sokmak, bu sırada ulusal-evrensel bir edebiyat-kültür temasını sonradan ilgilenecekler için referans gösterilmeye değecek bir düzeyde işlemek, Antalya’da yaşayan edebiyatçı ve edebiyat dostlarını, pek çoğu merkez mahfillerden gelen edebiyatçı, kültür ve bilim insanları ile tanıştırmak ve özellikle merkeze ulaşma olanağından yoksun olan kentin bilinmeyen edebiyatçılarına kimi rastlantı kapıları açabilmek üzere yürütmeye çalıştık.
Bu çerçevede ne abartılması ne de görmezden gelinmesi gereken gönüllü çabamızın en büyük itici gücü, etkinliğe uluslararası değilse bile (1) ulusal düzeyde saygın bir kurumsallık kazanmasını sağlayacak nitelikler edindirme arzumuz oldu. Antalya Edebiyat Günleri, yerine göre onu bugüne getiren sabitelerden de kurtulmayı başararak, Antalya’nın Altın Portakal’ının ardından, şehrin kalıcı, köklü ve değerli kültür sanat etkinliklerinden biri olabilsin istedik!
Bunu yaparken gönüllük çabamızın özünde yatan ‘iyi niyet’i ve ‘’kendine yeterli anlam’ı (amaçlanan iyiliğin gerçekleşmesi) başkaca bir yan, üst ya da saklı niyet ve amaca alet etmedik. Etkinliğin, kendi amacı dışında[1] bir iktidar ve itibar devşirme aracı haline dönüşmesine karşı elimizden geldiğince özenli davrandık. Tasarım ve eylemlerimize; ‘muhalif’ olduklarımıza, ‘yanlış ve değersiz’ bulduklarımıza karşı duygularımız ve duruşumuz yerine daha olumlu, daha doğru ve daha değerli bulduklarımızı seçme ve hayata geçirme niyetimiz ve kararlılığımız yön verdi.
Geldiğimiz yerde, bizi ve konu ile ilgili olan aklı selim çoğunluğu memnun edecek en önemli şey; etkinliğin kuşkusuz zamanla gelişip yenilenmesine açık olarak, mevcut manifestosu ve vizyonu dahilinde kökleşerek, varlığını daha nice on yıllarca sürdürmesidir. Bunun için kurumsallaşma yönünde daha önemli adımlar atılması şarttır. Etkinliğin, onuncu yıla erişmiş olması böyle bir ihtiyacın varlığını açıkça ortaya koyuyor olsa da bunun dile getirmek kadar kolay olmadığını kabul etmeliyiz. Kurumsallaşma; etkinlik manifestomuzda dile getirilen amaç, hedef, değer ve ilkelerin yönetsel yapı ve işleyiş gibi konuları da içerecek şekilde genişletilmesini, kurumsal yönetim ilkelerinin işlediğinin güvenceye alınmasını ve bir bütün olarak etkinliğin tüm paydaşları tarafından benimsenip desteklenmesini gerektirir (2).
Yalnız Antalya’nın değil Türkiye’nin de nitelikten taviz vermeyen, edebiyata hizmet ile belde taleplerini birbiri ile çatıştırmayan, edebiyatçılar tarafından tasarlanıp gerçekleştirilen ve her sosyal kategoriden edebiyat dostları ile yaratıcı ve geliştirici etkileşim kurabilen bir edebiyat etkinliğine ihtiyacı var. Antalya Edebiyat Günleri, geldiği yer ve vadettikleriyle bu her ikisinin de en büyük adayıdır.
*
Sözün burasında, iki teşekkürü unutmamam gerekiyor: İlki, on yıldır yukarıda andığım ilke ve içeriğe ilişkin herhangi bir şüphe beyan etmeden mali ve idari desteğini sürdüren (buna ev sahipliği, hamilik ya da sahiplik veya bunlara eş çağrışımlı başka adlar verilebilir) Belediye Başkanına, etkinliğin idari ve lojistik gerçekleşmesinde canla başla çalışan Kültür Müdürü ve belediye çalışanlarınadır.
İlkinden aşağı kalmayan ikinci teşekkürüm ise; ikinci yıldan itibaren oluşturduğumuz etkinlik Danışma Kurulu ve Seçici Kurul ile etkinliğe katılarak edebi verim ve enerjisini bizlerle cömertçe paylaşan seçkin edebiyat, kültür ve bilim insanlarına, dostlarımızadır[2].
Başarılamayanların önemlice kısmının atfedilebileceği bendenize gelince…
Aday olmadan, talep etmeden, rekabet etmeden ve tevazuyu elden bırakmadan; fakat ilkeli durup, değerlerine sadık kalarak bir sosyal sorumluluk eylemi gerçekleştirdim. Gönüllü olarak yürüttüğüm bu işte taltif edilmeyi öncelemeden mümkün olan iyiyi yapmaya çalıştım. Bunun tek nedeni; hayatımın her aşamasında, kaynağını ne yazık ki kaybettiğim şu alıntıdaki anlayışa hep güçlü bir şekilde inanmış olmamdır:
“İçinde yaşadıkları toplumu daha iyiye taşımak için zamanlarını, yeteneklerini ve kaynaklarını kendilerinden daha az şanslı olanlara yardım etmeye adayıp, belirli amaçlara yönelik tasarımlarda (projelerde) gönüllü olarak iş birliğine giden insanların yaptıklarına fedakârlık, özgecilik, komşuluk ya da insancıllık adını verebilirsiniz. Ya da kişinin diğerlerine duyduğu merhamet ve sevgi diyebilirsiniz buna. Hangi terimi kullanırsanız kullanın, böyle bir gerçek vardır ve toplumsal bir olgu olarak uygarlığın amentüsüdür.”
- Bundan iki yıl önce bu yönde girişimlerimizin de olduğunun bilinmesinde yarar var. Dünyaca ünlü Kazak şair, filolog ve antropolog Süleymanov davetimizi kabul etmişken sağlık nedenleriyle bu sonradan gerçekleşemedi. Bu yıl, Kıbrıs’tan bir şair konuğumuz (Neşe Yaşın) oldu. Boşnak şair Faruk Sehiç ise, son anda ortaya çıkan olağandışı kıtalar arası seyahat nedeniyle etkinliğe katılamadı. Türkiye kültür ve uygarlık iklimi ile etkileşimli coğrafyalardan (Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asta gibi) edebiyatçıların etkinliğimizde yer almasının Antalya Edebiyat Günleri’nin özgünlüğünü belirginleştireceği düşüncemi kuvvetle koruyorum.
- Bkz. Edebiyat Günleri Manifestosu
[1] Bkz. Edebiyat Günleri Manifestosu
[2] Derginin bu sayısında Danışma Kurulu’nda, Seçici Kurullarda yer alanlarla etkinliğimize katılan edebiyat, kültür ve bilim insanlarının tam listesinin bir kere daha yayımlanacağını umuyorum.