Antalya’nın tarihi belleği, modern mimarlık mirası ve kültürel kimliği açısından büyük öneme sahip olan Antalya Müzesi’nin yıkılarak yeniden yapılması planı tartışılmaya devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın aldığı karara meslek odaları nasıl bakıyor? Genel görüş, yıkmak yerine yaşatmak gerektiği…
1970’li yıllarda ulusal mimari yarışmayla seçilen ve Türkiye’de bu kapsamda yapılan ilk müze binası olma özelliğini taşıyan Antalya Müzesi, mimar Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler’in imzasını taşıyor. Tarihi belleği ve modern mimarlık mirası ile Antalya’nın kimliğini temsil eden müzenin yenilenmesi kararına karşı çıkan meslek odaları, mevcut yapının korunarak restore edilmesi gerektiğini savunuyor. Müzeye yönelik yapılacak her müdahalenin Antalya’nın kültürel dokusuna etkisi üzerine dikkat çekiliyor.
ŞPO Antalya Şube Başkanı Funda Yörük
Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Antalya Şube Başkanı Funda Yörük, birçok gibi Antalya Müzesi’nin kentin ortak hafızası olduğunu söyledi. Yörük, “Müzenin yıkılması, kentin ortak hafızasında önemli bir boşluk yaratacaktır. İnsanların geçmişleriyle kurduğu fiziksel bağlar kopartılarak, sosyolojik açıdan olumsuz etkilenilecektir. Antalya yalnızca deniz-güneş turizmiyle değil, kültürel zenginliğiyle de uluslararası alanda tanınmaktadır. Avrupa Konseyi Özel Ödülü almış bir müzeyi yıkmak, kentin kültürel turizm değerini azaltacak olup yeni bir müze inşaatı yıllarca sürebileceği için eserlerin geçici olarak kaldırılması da turizmde olumsuz etkiler doğuracaktır. Mevcut müzenin yıkılması ve yeni bir binanın yapılması ciddi bir ekonomik maliyet getireceği düşünüldüğünde, ülkenin bu ekonomik sıkıntılı sürecinde sorun oluşturacaktır. Üstelik inşaat süreci sırasında çevre üzerinde doğal sit alanlarına yakınlığı göze alındığında ekolojik baskı oluşabilecektir” diye konuştu.

Yıkmak Kent ile Kurulan Bağı Bozar
ŞPO Şube Başkanı Funda Yörük, Antalya müzesini yıkmak kısa vadeli bir çözüm gibi görünse de uzun vadede Antalya’nın kimliğine, kültürel ve ekonomik yapısına zarar verebileceğini söyledi. Yörük, “Antalya Müzesini yıkmak kentin bir dönem nesilin kent ile kurduğu bağa da çok zarar verecek olup kentlerimizin kimlikleri geçmiş yaşam alanlarını, hatıralarını yaşatarak korunacağı, gelecek nesillere bu alışkanlıkların aktarılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi olarak geleneksel kent dokumuzu korumak ve doğayla barışık, yaşanabilir kentler oluşturmak için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” dedi.
İMO Antalya Şube Başkanı Soner Akdoğan
Konuya ilişkin İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Başkanı Soner Akdoğan’da değerlendirme geldi. Teknik açıdan yapı için verilen ‘güçlendirilemez’ raporuna dikkat çeken Akdoğan, “Beş yıldır aktif kullanılan bir yapı için bu çelişki açıklığa kavuşmalı. Güçlendirme mi ekonomik, yoksa yıkım mı? Kamunun bunu bilmeye hakkı var. Yapının deprem performans değerlendirme raporu ve güçlendirme yapılması halinde ortaya çıkacak maliyet kamuoyuyla ve bizim gibi ilgili meslek odaları ile şeffaf bir şekilde paylaşılmadığı için çok net bir şey söyleyemem ancak 2.5 milyar TL çok büyük bir maliyet olduğunu söyleyebilirim. Mesleki tecrübeme dayanarak iki katlı bu yapının güçlendirme maliyetinin yıkıp yeniden yapım maliyetinden düşük olduğunu söyleyebilirim. Güçlendirilmesi mümkün olmayan bina yoktur. Türkiye’de özellikle kamu yapılarında güçlendirme maliyeti yıkım ve yeniden yapım maliyetinin yüzde 40’ına ulaştıysa yıkalım anlayışı var. Ancak kimi yapıların kent belleği açısından taşıdığı önem var. Bu göz ardı ediliyor. Antalya Arkeoloji Müzesi kent hafızasında önemli yere sahip kamusal yapılardan biridir. Bu anlamda güçlendirme yaparak korumak yönünde izlenecek bir politika daha doğru olacaktır” yorumunda bulundu.

JMO Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı
Meslek odalarından Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) ise Antalya alüvyon zeminin önemine dikkat çekti. JMO Şube Başkanı Mustafa Karancı, “Antalya ilinde, başta kamuya ait hastaneler, okullar ve idari yapılar olmak üzere birçok yapının deprem performansı bilimsel temellere dayalı olarak değerlendirilmemiştir. Bu yapılardan bazıları, yeraltı su seviyesinin yüzeye çok yakın olduğu, alüvyon zeminlerin yoğunlukla bulunduğu bölgelerde yer almakta ve bu nedenle sıvılaşma, oturma ve taşıma gücü sorunlarıyla karşı karşıya kalma riski taşımaktadır. Dolayısıyla, yapı güvenliği değerlendirmelerinde yalnızca müze özelinde bir uygulama yapılması, kamu güvenliğini sağlamak için yeterli değildir. Bu süreçte bütün kamu binaları için şeffaf, bilimsel ve sahaya dayalı bir zemin ve yapı envanteri çalışması yapılmalıdır. Öte yandan, Muratpaşa İlçesi Bahçelievler Mahallesi 12410/1 parselde bulunan Antalya Müzesi, yaklaşık 30 bin metrekarelik alanı kapsamakta olup, Antalya’nın kent belleği ve mimari kimliğinde çok özel bir yere sahiptir. 1972 yılında hizmete açılan yapı, Türkiye’de ulusal yarışma sonucu inşa edilen ilk müze binası olma özelliğini taşımaktadır. Müze, Antalya’nın turizm vizyonunun şekillendiği dönemde, kentin yeni gelişim aksı üzerinde, planlı ve modern bir anlayışla inşa edilmiş bir kültür yapısıdır” dedi.
Traverten Zeminin Önemi
Antalya Müzesi’nin traverten zemin üzerinde olduğunu hatırlatan Karancı, “Ayrıca teknik değerlendirmelere göre, Antalya Müzesi binası yüksek katlı değildir ve traverten zeminler üzerinde yer almaktadır. Traverten zeminler, mühendislik bakımından uygun nitelikler taşıyabilmekte olup, doğru jeoteknik analizler ve mühendislik uygulamalarıyla güvenli yapılaşmaya olanak tanımaktadır. Bu bağlamda, müzenin mevcut taşıyıcı sisteminin ve zemin etkileşiminin detaylı incelenmesi, güçlendirme alternatiflerinin teknik ve ekonomik olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Günümüzde yapı güçlendirme teknikleri, doğru projelendirme ile hem deprem güvenliğini sağlamakta hem de kültürel varlıkların korunmasına imkân sunmaktadır. Antalya Müzesi gibi tarihî ve mimari kimliği olan yapıların, yıkılarak değil, güçlendirilerek gelecek kuşaklara aktarılması, kültürel sürekliliğimiz açısından elzemdir. Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak, şehirlerimizi depreme karşı daha dirençli kılmak istiyorsak, bu süreci parçacı değil, bütüncül bir afet risk yönetimi anlayışıyla yürütmek zorunda olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz” diye konuştu.

Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Hasan Çerçiler
Mimarlar Odası Antalya Şubesi, yıkım kararı verilen Antalya Müzesi’nin korunması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yazılı başvuru yaptı. Şube Başkanı Hasan Çerçiler, “Kentte tartışıldığı gibi kentimizde bakanlıkça yeni bir müze yapılması girişimleri, tarafımızdan önemli ve olumlu karşılanmaktadır. Müzede Paleolitik Çağ’dan günümüze kadar oldukça fazla döneme ait eserlerin bulunması dünyadaki önemini artırmaktadır. Bilindiği gibi Antalya antik kentlerinde kazılar devam etmektedir. Hatta kazı çalışmaları başlamamış antik kentler de bulunmaktadır. Bu alanlarda daha onlarca eserin çıkabileceği düşünülmektedir. Diğer yandan bakanlığın girişimleri ile ülkemizin topraklarından kaçırılan eserlerin, yapıldığı ve bulunduğu topraklara geri döndürülmesi çalışmalarının devam edeceği ve daha kaçırılmış önemli eserlerin geri alınarak yeni Antalya müzesinde sergileneceği de düşünülmektedir. Bu bağlamda müze alanının artırılması gerekmektedir” dedi.
Meteoroji ve Karayolları da Müze Alanına Dahil Edilmeli
Çerçiler “Antalyalıların ve ziyaretçilerin anılarında yer etmiş toplumsal bellek açısından da önemli bir yapıdır. Antalya’ya yeni müze binası düşünülürken var olan müze, çeşitli zamanlarda yapılmış birçok eklentisi, özellikle taklit antik mezar eki kaldırılarak, yeni yapılacak projeyle entegre edilerek korunmalıdır. Hiç olmazsa bir bölümünün tarihinin ve anı değerinin gelecek kuşaklara aktarılmak üzere korunması zorunluluktur. Diğer yandan kent kimliğine değer katan müzenin ve alanının yeri ne kadar doğru ise dünyadaki önemi göz önüne alındığında da Meteoroloji ve Karayolları arazilerinin de müze alanına katılması o kadar doğru olacaktır. Hatta içinde pek önemli kullanımlar olmayan (bu kullanımlar kentin başka bir alanında değerlendirilebilir) bu arazilerin de müze alanına dâhil edilmesi en az şu anki müzenin korunması kadar önemlidir. Belirttiğimiz alanlarla birlikte bütünleştirilen alan, açık sergi, açık müze alanlarıyla da zenginleştirilerek müzenin dünyadaki önemini geliştirecek şekilde düzenlenmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.
Restore Ederek Yaşatabiliriz
Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hilal Tuğba Örmecioğlu ve ODTÜ’den Doç. Dr. Pınar Aykaç Leidholm ise katıldıkları bir panelde müzenin mimari niteliğini vurguladı. Örmecioğlu, yapının niteliksiz eklentilerden arındırılması ve güçlendirilmesiyle yeniden işlevlendirilmesinin mümkün olduğunu ifade etti. Leidholm ise, “Bu müze serbest mimarlar tarafından yapılmış tek örnektir, tescil konusunda ısrarcı olmalıyız” diye konuştu.
Selahattin Tonguç: Antalya, Rant Tehdidi Altındadır!
Sözcü Gazetesi’nden Uğur Dündar’ın köşesine konuk olan Antalya’nın efsanevi Belediye Başkanı Selahattin Tonguç, “Phaselis, Antalya Lisesi, Kaleiçi, Konyaaltı, yalıyarlarımız, Antalya Ovası, Lara Kumul Alanları, Vakıf Çiftliği, Masadağı Mağaraları, Konyaaltı Obrukları ve nihayet Antalya Müzesi rant tehdidi altındadır! Antalya Müzesi, kesintisiz insan yerleşimi açısından dünyanın en önemli yerlerinden biri olan Karain Mağarası’na ait, 500 bin yıllık insan yaşamının izlerini taşıyan, Paleolitik Çağ’dan Doğu Roma’ya eserlerle Türkiye’nin en eski tarihsel kesitini belgeleyen eşsiz bir koleksiyondur. Antalya Müzesi, Likya, Pamfilya ve Pisidya uygarlıklarına ait eserler ve Perge’den getirilen heykellerle, bölgenin kültürel sürekliliğini temsil eden paha biçilemez bir kaynaktır. 103 yıllık bu koleksiyon, dünyanın en büyük kültürel miraslarından biridir. Bu müze sadece bina değil, kent hafızasının taşıyıcısıdır. ‘Yenileme’ adı altındaki projeler, tarihi yapıların özgünlüğünü yok eden müdahalelerdir. Her ‘yenileme’, geçmişle bağımızı zayıflatan bir silme eylemidir.” ifadelerini kullandı.
Tonguç, “Antalya Müzesi hakkında uzmanlara danışıldı mı? Sonuçlar paylaşıldı mı? Akdeniz Serbest Mimarlar Derneği’nin 25 Nisan 2025’teki “Antalya Müzesini Yeniden Düşünmek” panelinin çıktıları dikkate alındı mı? Kültürel varlıklar her an tehdit altında ve endişelerimiz var! Kültürel hazinelerimiz korunuyor mu? Tarihi eser kaçakçılığına karşı önlemler alınıyor mu? Kurumlar görevlerini yapıyor mu? Organize suç faaliyetlerinin kültürel alanlarımızdan uzak tutulması gerekmez mi? Değerlerimizi korumak her yurttaşın görevi değil mi? Toplumda güven duygusu bu denli zedelenmişken, yapısal dönüşüm sürecinde müzemizdeki ve deposundaki eserlerimize ne olacak? Bizler, bu topraktan gerçek sahipleri, ‘Antalya Müzesi’ne yenileme’ adı altında dayatan yıkama karşı direniyoruz! Müzemizin her taşı binlerce yıllık medeniyetlerin emanetidir, Rant uğruna tarihimizi almaya çalışanlara karşı duruyoruz! Satın almak isteyen her devir çıkar. Fakat Antalya’nın kültürel mirası satılık değildir. Ey Antalya Halkı! Bu akıl dişiliği yaşamımızdan def atmak birincil görevimizdir. Geri adım atarsan, sessiz kalırsan bu bir başlangıç olacak. Sıra daha cüretkâr biçimde yaylalarına, dağlarına, ovalarına, masmavi denize ve içtiğin sulara gelecek. Zorbaların rantına sözü yetmeyen doğanın hatırına Cumhuriyet’i kuranlarına hatırına, halka sormadan bu denli cüretkar kararlar alanlara haddini bildirir. 84 yaşında bir yurttaş olarak herkesi Antalya’nın kıyılarına ve Antalya Müzesi’ne sahip çıkmaya davet ediyorum” diye konuştu.
Yorumlar
Antalya müzesi yıkılmamalı,güçlendirilmeli,tarihi eser yok edilemez.