Anadolu’nun Gözü Fikret Otyam

Fikret Otyam (1926-2015), Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü 2024-2025 eğitim döneminde kendi bünyesindeki eğitmenleri için kültür, sanat, tarih ve eğitim alanların da çok kapsamlı konu ve konuklarını içeren Akademi Seminerleri Projesi gerçekleştirdi. Bu projenin sanat alanında yapılan seminerinde ise Antalya sevdalısı ressam, yazar, gazeteci Fikret Otyam, ressam ve resim eğitmeni Ayşe Özmak Mercan tarafından tanıtıldı.

Ressam, yazar, gazeteci, fotoğraf sanatçısı devam edelim, sürmeli gözlerin ressamı, Anadolu’nun gözü, Antalya sevdalısı, Anadolu’nun aynası, işçinin-emekçinin sesi. Fikret Otyam, toplumsal eleştirel yazıları, etkileyici sorgulayıcı fotoğrafları, tüm birikimlerini sentezlediği resimleri ile isminin önüne tüm bu nitelemeleri eklememizi sağlamıştır.

Otyam’ın hayatını incelediğimizde, onu sanat hayatında böyle çok yönlü ve farklı kılanın, zeki ve hareketli yapısının yanı sıra doğduğu, büyüdüğü ailenin ve coğrafyanın etkili olduğunu görmek mümkündür. Çocukluğunda yazlarını diğer kardeşleri gibi babası emekli Binbaşı Vasıf İbrahim Otyam’ın eczanesinde yardım ederek geçirmesi, sanatçının Anadolu insanını tanımasını ve Anadolu insanının sorunlarını yakından görmesine sebep olmuştur. Bu süreç de, çocukluk çağında gördüklerinden o kadar etkilenir ki eczaneye gelen insanlarla ilgili gözlemlerini ve gün içerisinde yaşadıklarını günlüğüne yazmayı ihmal etmez. Dolayısıyla sanatsal üretimin tohumlarını kalfalık döneminde ektiğini söyleyebiliriz. Ve ilerleyen yıllarda yaptığı bir röportajında, çocukluk yıllarında babasının yanında kalfalık yaptığı yılları anlatarak, halkın hastalıklar karşısındaki çaresizliğinden, umutsuzluğundan, ekonomik sıkıntılarından bahsederek daha o yıllarda, doktor ya da mühendis olmak yerine, insanlara “ayna tutacak bir meslek” sahibi olmak istediğini ifade etmesi, zeki ve hareketli bir çocuk olan Otyam’ın henüz küçük yaşlarda iken ileride çizeceği yolu bu şekilde belirlemesi, bize ne kadar duyarlı ve kararlı bir insan olduğunu göstermektedir.

Fikret Otyam’ın sanata eğilimi sadece eczane ortamındaki gözlemlerini yansıtma isteğinden gelmez, ayrıca sanata ve kültüre ilgili bir ailede büyümüş olması da bunda büyük rol oynamıştır. Ağabeyi Nusret Kemal Otyam’ın şair ve yazar, diğer ağabeyi Nedim Vasıf Otyam’ın da ilerleyen yıllarda besteci ve orkestra şefi olması, ailenin sanatsal eğilimini kanıtlar niteliktedir. Otyam’ın ise Kayseri ve Ankara da farklı okullarda bitirdiği lise eğitiminden sonra güzel bir tesadüf sonucu karşılaştığı Nedim Günsur’un yönlendirmesi sayesinde İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmesi ile sanatının yolu açılmıştır.

1945 yılında akademiye giren Otyam, önce İbrahim Çallı Atölyesinde daha sonra da Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinde sanat eğitimi alır. Bu süreç de Otyam sadece resim sanat eğitimi ile yetinmeyerek “Son Saat” gazetesinde gazetecilik mesleğine de atılır. Aslında gazeteciliğe ilgisi yeni olmayan Otyam, henüz on altı yaşında iken Tasvir-i Efkâr gazetesinde ilk gazete haberi yayımlanarak bu heyecanı yaşamıştı. Ancak Otyam için artık gazetecilik uzun yıllarını ayırdığı bir dönemin başlangıcı olacaktır. Devam eden süreçde Falih Rıfkı Atay’ın çıkardığı “Dünya” gazetesinde yazar ve Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Göğüş’ün yardımcısı olur; ardından “Ulus” ve “Cumhuriyet” gazetelerinde mesleğini sürdürür.

1 Ağustos 1953’te Akademiden mezun olduktan sonra çok sevdiği hocası Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun okulda asistanı olarak kalması teklifini kabul etmeyerek, büyük bir heyecanla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun o zorlu coğrafyasını keşfetmeye çıkar. Döneminin toplumsal kavgalarına, kaygılarına, topraksız köylülerine, yoksulluğuna, zulümlerine ve daha nice sorunlarına Anadolu’yu bir uçtan bir uca dolaşarak ayna tutma arzusuyla yanıp tutuşan Otyam, bu gezilerde gözlemlerini, fotoğraflar çekerek, röportajlar yaparak yazı dizileri hazırlar. Bu yazı dizileri haftalık makale olarak çalıştığı gazetelerde yayımlanır.

Uzun yıllar Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptıktan sonra 1979’da emekli olan Otyam, eşi dokuma ve fotoğraf sanatçısı Filiz Otyam ile birlikte özgürce sanat çalışmalarına odaklanmak için Antalya’nın Gazipaşa ilçesi Selinus Kalesi altında ev yaptırır. Ancak bu süreç de gazetecilikten tamamen elini çekmeyerek Aydınlık gazetesinde köşe yazarlığına da devam etmektedir. Ancak bir süre sonra Otyam Ailesi Antalya Konyaaltı ve Geyikbayırı mevkilerindeki evlerine taşınarak yaşamlarını sürdürmeye karar verirler. Artık Otyam, hep özlemini duyduğu çiçekleri, ağaçları, keçileri, tavşanları, tavus kuşları yani doğa ile baş başa yaşayarak resim sanatına ve kitaplarını derlemeye odaklanır.

Eğitim yıllarında “Onlar Grubu” üyelerinden olan Fikret Otyam, hocası Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan aldığı ilhamın da etkisiyle, geleneksel Türk sanatının ve Anadolu motiflerinin izlerini taşıyan eserler üretir. Geyikbayırı sürecinde akademiden, fotoğrafçılıktan ve gazetecilikten biriktirdikleri, Anadolu’ya duyduğu aşkla birleşerek resimlerinde yeni görsel imgelere dönüştüğünü gözlemlemek mümkündür. Otyam sanat serüveninin sürecini ve kendini şu cümlelerle özetler:

“Yazı bittiği zaman fotoğrafa, fotoğraf bittiği zaman fırçama ulaştım. Hepsi gerçeği anlatmak için. Fotoğraf, gazetecilik, ressamlık eşittir Fikret Otyam.”

Aslında bu sözler, onun çok yönlü kimliğini ve sanatsal üretiminin temel motivasyonunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Fikret Otyam Güneydoğu Anadolu’ya yaptığı gezilerin yansımalarını ortaya koyar resimlerinde. Fotoğrafla yakaladığı anlık duyguları ve ayrıntıları yine ifadeci bir dil anlayışıyla resimlerine yansıtır. Otyam, sürekli akademizmden uzak durmaya çalışan asi ruhlu karakterinin etkisi ile naif sanatın izinde içtenliğe, samimiyete, inanca ve sevdaya dayalı bir ifade dilinin peşinde koşmuştur. Dolayısıyla eserlerinde anatomik doğruluk kaygısının güdülmediği figür betimleri, klasik denge ölçütlerine riayet etmeyen dağınık kompozisyonları, çocuk çizimlerine benzeyen iki boyutlu figürlemeleri tercih ettiğini görmek mümkündür. Kendine özgü geliştirdiği bu resim dili içten bir sağlamlık taşımaktadır. Aslında her ne kadar akademizmi ve öğretilerini reddetse de Fikret Otyam’ın renklerinde, konularında ve naif anlatımında kullandığı üslubunda, akademik resim öğreniminin bağlandığı geleneğin temel kuralların yansımasının verdiği sağlamlığı da görmek mümkündür.

Fikret Otyam, Türkiye mozaiğini resimlerken daha çok bir bezekçi gibidir. Olaylara insandan yana bakan, her canlıya saygı duyan, yoğun boya katmanları ile tuvalini donatan bir halk aşığıdır. Anadolu’nun çeşitli yerleri, dağlar, kar altındaki köyler, Alevi gelenek ve mitolojisine dair figürler, Harran Ovası ve genç kadınlar, onların rengarenk kıyafet ve başlıkları, soru sorar gibi izleyene bakan kocaman gözleri Fikret Otyam’ın en çok işlediği konulardır. Resimlerin de Yörük kültürünü yansıtan imgeleri ve dağ keçilerini de sıklıkla kullandığını görmekteyiz. Sanatçı, bölge kadınlarının yaşadığı zorlukları fark ederek özellikle Doğu-Güney Doğu kadınına resimlerinde daha çok yer vermeye özen göstermiştir. Köylü kadın figürlerini geleneksel kıyafetleriyle betimlerken, yaşadıkları bölgeye ait toplumsal yaşayışın, inanç sistemlerinin, geleneklerinin özelliklerini ve yaşam tarzlarını halk sanatı ile iç içeliğini sergilemeyi yeğlemiştir. Doğu Anadolu kadınlarını resimlerinde tasvir eden Fikret Otyam Anadolu kadınlarının gözlerine, yüz ifadelerine, başlarını örtme biçimlerine ve kıyafetlerinin yansıtılmasına özen göstermiştir. Resimlerinde göz figürleri üzerinde özellikle durmuş gözleri iri ve dikkat çekici, burunları ve ağızlarını küçük olarak olarak betimlemiştir. Bunun açıklamasını da şu şekilde yapar Otyam:

“Güneydoğulu kadınların gözleri doğuştan sürmeli, bir de sürme çekerler, olur fincan gibi. Biraz da ben abartıyorum. Bu gözler benim imzam gibi oldu. Harranlı, Doğulu kadınlar.”

Otyam’ın eserlerinde sıklıkla Şahmeran ve tavus kuşu figürlerinin de yer aldığı görülmekteyiz. Şahmeran’ı hem halk sanatı örneklerinde süslendiği gibi hem de kendine özgü, bağımsız imgeler şeklinde yer vermiştir. Şahmeran’ın gözleri, genç kadınların gözleri gibidir, giysileri rengârenk çiçekler gibidir, yani figürler doğanın bir parçasıdır. Ve insan-doğa birbiri ile harmanlanmıştır. Tavus kuşu figürleri ise simgesel anlamıyla bir yerel inanç motifi olmasının yanı sıra halk sanatının yerel özelliklerini taşıyan bir araç olarak resimlerinde yerini almıştır. Fikret Otyam’ın resimlerinde dikkat çeken konulardan biri de, yerel özelliklere sahip duvar halıları ve perdeler gibi gündelik olarak kullanılan eşyalardır.

Otyam, eserlerinde Anadolu gerçekliklerinin dramatik kesitlerini, trajik yönlerini ele alarak büyük kent insanlarının özellikle kent aydınlarının, üniversite çevrelerinin dikkatini çekmek istemektedir. Kendisini sadece Anadolu’nun sorunlarını yansıtan bir gazeteci olarak görmekten ziyade, sorunları içinde hissederek kendine amaç edinerek elindeki tüm yetenekleri ile en doğru bildiği düşünceleri anlatma, en iyi bildiği ifade dilleri ile aktarma çabası içinde olmuştur. Ressam, fotoğraf sanatçısı, gazeteci ve yazar Fikret Otyam’ın sanat hayatı boyunca farklı ifade yolları ile toplumsal sorunlara dikkat çekerek toplumsal değişimi teşvik etmeyi amaçlayan protest bir duruş sergilediğini görmekteyiz.

İlk resim sergisini 1952’de açan sanatçı yurt içi ve yurt dışında 30’un üzerinde sergi açmıştır ve resimleri birçok yurt dışı müzelerinde ve özel koleksiyonlarda yer almıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkı ile yaptığı röportaj serilerini “Topraksızlar”, “Gide Gide”, “Ha Bu Diyar”, “Harran ve Irıp”, “Ey Samandağ Samandağ” adlı kitaplarında toparlayarak yayımlatır. 1953-1996’da Anadolu insanının yaşamını belgelediği fotoğraflarını “Gide Gide” başlığı altında, “Memleketimden İnsan Manzaraları, Anadolu 63” adlı sergilerde tanıtmıştır. Ancak Antalya sevdalısı değerli sanatçımız 9 Ağustos 2015 de sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü Antalya Araştırma ve Eğitim Hastanesinde hayata gözleri kapamıştır. Fikret Otyam, ardında birçok değerli sanat eseri, makale, kitap, fotoğraf ve ödüller bırakarak sanatçı ölümsüzlüğünü tatmıştır. Onun eserleri, Anadolu’nun derinliklerinden yükselen bir ses olarak yaşamaya devam edecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir