Mahallenin Yaratıcı Çocuğu: Baküs Sahne

Geçen yıl ikincisi düzenlenen Kısa Kısa Fest / Kısa Oyun Festivali’nin bu yıl üçüncüsü düzenlendi Baküs Sahne’de. Sahne 12 Temmuz’da kokteylle açılışını yaptı. Bir gün sonra ise birbirinden güzel iki oyun izledik bu küçük ama işlevi büyük mekânda.

Oyunlardan ilki Kamboçya diğeri de Dolma Biber’di. Her iki oyunu da oldukça başarılı buldum. Lakin festival sürüyor, birbirinden güzel oyunlar sanatseverlerle buluşuyor. Festival 27 Temmuz Pazar günü 20. 30’da Burak Tamdoğan ve Okan Ö. Cinemre’nin Gazoz Ağacı doğaçlamasıyla sona erecek. Çoğunluğu gençlerden oluşan oyuncuların yazıp, yönettiği, sergilediği oyunlar izleyici ile buluşacak. Umarım bundan sonraki yıllarda da Baküs Sahne varlığını sürdürür. Lakin oldukça zorlu bir süreçten geçtiğimiz şu günlerde herkesin buna ihtiyacı var. Hem sıkıntılı bir süreci sanatın sağaltıcı gücüyle aşmak hem de kimi kez masalsı bir dünyada kendimizi bulmak için.

Öte yandan bu güzel mekân mahalleli gençlere örnek olması bakımından da önemli…  Hatta geçen yıl Kısa Kısa Fest  / Kısa Oyun Festivali sırasında Gazete Duvar’a Mahalle Arasında Açan Çiçek: Baküs Sahne başlığı ile bir yazı kaleme almış, gençlerin bu kıymetli çalışmasını Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi’nin ( WALD ) Mahalleleri ve Muhtarlıkları Güçlendirme Projesi’nde gönüllü olarak çalıştığım yıllara benzetmiştim. Doğrusu bu ya Mahalle Evi benim için adeta bir okul olmuştu. Mahalleli çocuklar şairlerle tanışmış, diş hekimi çocukları diş sağlığı konusunda bilgilendirmiş, kadınlar da kadın doğum uzmanı tarafından aydınlatılmışlardı. Seçil, Ali, Ebru ve Nihat’ın Mahalle Evi’ne katkıları asla unutulmaz. Ne ki insan deneyim kazanıyor böyle ortamlarda. Adeta yenileniyor… Lakin yaratıcılığın sonu yok. Tam da burada aklıma kışkırtıcı bir o kadar da yaratıcılığın sınırlarını zorlayan, neredeyse soluksuz izlenebilecek Düşlerin Efendisi, Kitap Hırsızı, Seraphıne gibi filmler geliyor. O filmler nasıl bizleri kışkırttıysa Baküs Sahne’de bizlere yeni kapılar aralıyor, bizlerde bir şeyler yapma isteği uyandırıyor. İşte tam da bu noktada Antalya’da mahalle arasında bulunan Baküs Sahne’nin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.

Tarihi Zengin Bir Kent

Bazen de gözlerimiz Torosların ötesine dalıp gidiyor. Bundan binlerce yıl önce bu kentte yaşayanların, yaşadıkları kentin kültürüne katkılarını durup düşünüyor, onların izini sürüyoruz. Antalya pek çok kişinin düşündüğü gibi deniz, kum, güneşten ibaret değil. “Attalos Yurdu” anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuş. Bergama Krallığı’nın sona ermesiyle bir süre bağımsız kalmış sonra da korsanların eline geçmiş. Komutan Servilius tarafından Roma topraklarına katılan kent, imparator Hadrianus’un Atteleia’yı ziyaret etmesiyle gelişmeye başlamış. Kent büyüdükçe şehrin içinde kalan Kaleiçi, sokaklarında gezinenlere şimdilerde türlü imkânlar sunuyor. İnsan Kaleiçi’nin daracık sokaklarında gezinirken bir zamanlar kapı önlerinde oynayan çocukları, pencereden pencereye sohbet eden kadınları, ihtiyar amca ve kadınları düşünmeden edemiyor. Aldığı göç, her geçen gün artan nüfusuna rağmen kent cazibe merkezi olmayı sürdürüyor. Kaleiçi dışında adımınızı attığınız her yerde dünden bir ize rastlamak mümkün. Ve elbette Perge, Aspendos, Patara, Phasalis, Myra, Side, Termessos Selge, Olympos gibi birçok antik kent meraklıları tarafından keşfedilmeyi bekliyor. Antalya sadece bu kadar mı? Değil elbette. Şimdilerde de pek çok kültür sanat faaliyetine ev sahipliği yapan Antalya’da uluslararası tiyatro, caz, gitar festivalleri düzenleniyor. Her gün yeni bir güne uyanıyor Antalya. Kim bilir bundan sonraki yıllarda neler olacak? Çünkü biliyorum ki soran sorgulayan güzel bir gençlik geliyor ardımızdan. Bu gençlik her şeye rağmen bir şeyler üretmek istiyor. İşte bu anlamda bakıldığında Baküs Sahne yaptıkları, kazandırdıklarıyla öne çıkıyor. Tamamen amatör ruhla çalışan ekip adeta yaratıcılığın sınırlarını zorluyor.

Baküs Sahne Nasıl Doğdu?

Bilenler bilir ama yine de söylemekte fayda var Baküs Sahne, Op. Dr. Ö. Okan Cinemre tarafından 2019’da kurulmuş. Kendisi tam bir doğa tutkunu ayrıca iyi bir cerrah.  Sivas’ta bulunduğu yıllarda ASO (Anadolu Sanat Ortamı), Ankara’da bulunduğu yıllarda da Genç Anadolu Çevresi ile çalışmalarını yürütmüş. Bunlar tamamen farklı mesleklerden pek çok kişinin bir araya geldiği yerel inisiyatiflermiş. Antalya’ya geldiğinde bu anlamda bir eksikliğin olduğunu, gençlerin kendilerini ifade edecekleri bir yerin olması gerektiğini düşünmüş. Elini taşın altına koymuş. İşte Baküs Sahne fikri böyle ortaya çıkmış. Baküs Sahne adını Yunan mitolojisindeki Dyonisos’un Roma Dönemi’ndeki karşılığı olan doğanın yeniden doğuşu, bereketin ve yaşamın simgesi, eğlence, üretkenlik ve yaratıcılık tanrısı Bacchus’ten almış. Şimdilerde bu şirin ve üretken yer özgür, bağımsız bir kültür tiyatro sahnesi olması dışında arkeolojiden, sinema laboratuvarına, bilim, edebiyat ve felsefe toplantılarına varasıya pek çok etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Bu ufak mekânda oda konserlerini dinlemek de ayrı bir keyif… Baküs Sahne sadece gençlerin geldiği bir yer değil, orta yaşın üzerinde pek çok kişinin de uğrak yeri. Ayrıca burada pek çok akademisyen çalışmalarını sergileyebiliyor. Bu nedenle kentin nabzını tutan bu yerin kıymetinin bilinmesi, bu kıymetli yere sahip çıkılması gerek. Kurulduğu günden bu yana pek çok aktivite ve oyunu izleyici ile buluşturan sahnede geçen yıl tam on dört oyun sergilenmiş. 2022 – 23 sezonunda ise üçü çocuk tiyatrosu olmak üzere birbirinden farklı dokuz oyun izleyici ile buluşmuş. Baküs Sahne’nin bu günlere gelmesinde Osman Utku Atış’ın da büyük payı var. Atış, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitim almış, dünyaya bakışıyla fark yaratan biri. Baküs Sahne’nin bunca gelişmesinde Genel Sanat Yönetmeni Atış ve ekibinin etkisi büyük. Bu zaten hemen fark ediliyor. Dekorundan, müziğine, kostümünden, makyajına, ışık düzenlemesine varasıya her şeyin profesyonel bir ekibin işi olduğu hemen anlaşılıyor.

Yaratıcı Genç Bir Kadro

Çalışmalarını özveri ile sürdüren ekip geçtiğimiz yıl Görüşmelerimiz Kayıt Altına Alınmaktadır, Bazı Detaylar, Hermann Melville’nin Kâtip Bartleby adlı eserinden uyarlanan Yapmamayı Tercih Ederim, kabare türündeki Kırık Kanatlar Tiyatrosu, doğaçlama Baküs Kafası izleyici ile buluşturmuş. Gömücüler ve Bazı Detaylar Yeni Tiyatro Dergisi tarafından Yeni Nesil Tiyatro Ekibi Ödülü’nü almış. Gömücüler oyunundaki performansı ile de Batuhan Kodaloğlu Gelecek Vadeden Erkek Oyuncu Ödülü’ne değer bulunmuş. Bu yılda Baküs Sahne de Satın Almamayı Tercih Ederim, Ucubet’ül Acayip, Baklava gibi oyunlar sergilendi. Şimdilerde ise Kısa Kısa Fest / Kısa Oyun Festivali sürmekte. Antalya’nın onca sıcağı, nemine rağmen izleyici ısrarla salonu doldurmakta. Geçen yıl on iki kısa oyunun sergilendiği festivalde bu yıl on bir oyun izleyici ile buluşuyor. Kamboçya, Dolma Biber, Şemşiye, Kendini Suçlama, Meryem Hanım Durdu, Otopsi, Hüzün Kovan Kuş, Mülakat, Tanrının Eli. Emekle hazırlanmış oyunlara ek olarak iki de okuma tiyatrosu var. Bu da bir ilk Baküs izleyicisi için. Boşalma ve Hindistan Cevizli Gofret Masalı gibi oyunların izleyicinin ilgisini çekeceği düşünülüyor. Baküs için ilkler bitmiyor. Böyle olunca da insanın keşke her mahalle de böyle güzel çiçekler açsa diyesi geliyor. 

Tam da burada Seyhan Erözçelik’in, Jestlerin Ölümü şiirinde yer alan, “ Oysaki insanların birbirine ihtiyacı var. Yoksa niye toplu halde yaşasınlar.” dizeleri geliyor. Bu çok katmanlı dizeler ve şiir için elbette söylenecek çok şey var. Lakin birlikte yaşamak, paylaşmak, üretmek hayatın onca karmaşasına rağmen… Sanırım olması gereken de bu. Umarım ki her şeyin anlamını yitirdiği dünyamızda izleyicilerin desteği ile varlığını sürdüren Baküs Sahne uzun yıllar kendini var eder. Ne ki bizler çoğu zaman bazı şeylerin kıymetini kaybettikten sonra anlıyoruz. Bu, yaşadığımız kent için de geçerli. Müzesinden, antik kentine, kentin gelişimine katkı sunmuş tarihçisinden, bürokratına, çevrecisinden, aktivistine, şairinden yazarına kadar… Bu nedenle bu anlamda emek veren herkesin düşüncesine kıymet verilmeli, her şey kayıt altına alınmalı. Çünkü emek verilerek yapılan her şey çok kıymetli.

Evet, sevgili okur her şey gibi bu yazının da bir sonu var. Ben de son söz olarak güzel şeyler dilemek istiyorum tarihi binlerce yıl önceye giden bu coğrafyada yaşayan insanlar için. Çünkü bunu hak ediyorlar. Hak etmek için de çaba vermek gerek. Bu da emek ve sabırla olur. Ve umarım ki her mahallede Baküs gibi binlerce çiçek açar, ortalığı mis gibi çiçek kokuları sarar. O zaman bu hoş kokuları duymak için ne bekliyoruz? Lütfen biraz yaklaşın. Kulağınıza bir şey fısıldayacağım. Antalya’da mahalle arasında Baküs Sahne var. Burada hiçbir şey olmuyorsa da çok şey oluyor.          

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir