Toplantı salonu her zamankinden farklı bir telaş içinde… İçeri dışarı heyecanla girip çıkan gençler, kokteyl masalarından taşan anne kurabiyeleri, anneanne kekleri kokuları… ANSAN’da (Antalya Sanatçılar Derneği) bütün bu faaliyetler genç yazar Can Gadirli’nin ilk kitabı “Kutuda Yaşayanlar” romanının kitap tanıtım ve imzası için. Program sonrası kendisini AntSanat okurlarına tanıtmak için bir söyleşi yapıyoruz.
Merhaba Can Gadirli. Okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız?
Can Gadirli: 2003 Antalya doğumluyum, aslen Azerbaycan’lıyım. 21 yaşında, Akdeniz Üniversitesi – Yönetim Bilişim Sistemleri 4. sınıf öğrencisiyim. Uzun zamandır Aikido sporu ile ilgilenmekteyim.
Genç bir yazar olarak yazma süreci nasıl başladı?
Kutuda Yaşayanlar’ın yazım serüveni 2019’da (16 yaşımdayken) aklıma takılan “İnsan bir uzaylı mıdır?” sorusu ile başladı özünde. Bunu ailem, hocalarım, arkadaşlarıma sorar ve onlara “Uzaylı dediğimiz kavram, uzayda var olan bir yaşam formuysa ve insan, dünya dediğimiz uzayda var olan bir gezegende yaşıyorsa uzaylıdır. Farklı bir gezegende ‘Zarzalog’ diye bir ırk olsa, onlara göre kendileri normalken bizler ‘uzaylı’ oluruz.” diyerek açar ve onlardan yorum alırdım. Günün birinde bir arkadaşım, “Peki, her şey bir kutunun içerisinde yer alıyorsa ve biz orada yaşıyorsak?” dedi. O anda bir kıvılcım çaktı ve gelen bir ilhamla “Ben bunu yazarım” dedim. En nihayetinde 9 sayfalık ufak bir hikâye çıktı ortaya. Elinizdeki kitap, 2019’dan 2024’e yaşanan olaylar silsilesi içerisinde genişlemiş bir hikâyedir.
Roman ilk başlarda fantastik bir roman izlenimi sanırken başka bir mecraya evrilmesini nasıl açıklarsınız?
Bu konuda “Kitap kendini yazdı” diyebilirim. Yazım esnasında akışın şekillenişi itibariyle gerçekleşen bir durum. Aklımda “fantastik, bilim kurgudan sıyrılıp psikolojiye evrilsin” düşüncesi olmadı; fakat kurgunun müsaitliği itibariyle “Kutuda Yaşayanlar” bu türler arasında keskin olmayan, başarılı bir geçişe ev sahipliği yapıyor.
Gençlik romanı güzel kaleme alınmış. Aylin hakkında gözlemlerin var mıydı?
Aylin konusunda saatlerce “Nasıl bir karakter olsa” diye düşünmedim. “Geçmişi ve şu anını nasıl bağdaştırabilirim” fikrine kafa yordum. Bu bağlamda Aylin, yazı esnasında kendi kendini geliştiren, hamurunu kendisi şekillendiren bir karakter oldu. Aynı zamanda benden de pek çok parça içermesinden mütevelli yazımı da kolay oldu. Burada, “yazar kendisini düşünerek kız karakteri yazdı” yanılgısı olmasın. Aylin bende pek çok parça içeriyor; fakat “ben bunu yaparım, Aylin de yapsın” düşüncesiyle yazmadım genç kızı.
Okyucu, uzaylı karakter Burskar ve gerçek dünya arasında bağlantı kurar mı?
Kesin bir cevap veremeyeceğim bu soruya. Okuyan herkes farklı bir şeyi görüyor kitap içerisinde. Bu söylediğime şöyle bir örnek verebilirim: Kitap bittiği ve 75 yaşındaki anneanneme okuduğum zaman, “Can, psikolojiyi çok güzel ele almışsın, kızın yaşantısını çok açıklayıcı bir şekilde anlatmışsın.” Derken, üniversiteden yakın dostum Bahadır, “Özellikle Aylin’in o kadar güçlü bir kız olması ve kitabın türler arası geçiş yapması beni çok etkiledi.” demişti. Demem o ki herkes kitap içerisinde farklı bir şey görüyor. Bu bağlamda kimileri Burskar’la, onun yaşantısıyla, geçmişiyle, gizemli kişiliğiyle bağ kurarken kimisi kuramayabilir ama herkes kendisini bir yerde bulur kitap içerisinde. Ayrıca kitabı okuyan arkadaşlarımdan :“Bir erkek olarak bir kızın hayatını nasıl yazabildin” yorumları da aldım. Bence bir yazar her cinsiyeti, her karakteri rahatlıkla yazabilmelidir. .
Seni etkileyen, severek okuduğun yazarlar kimler?
Victor Hugo’yu çok beğeniyorum. 2019’da çok fazla kitap okumadığım dönemde “Sefiller”i elime aldım ve benim için dönüm noktası oldu diyebilirim. Kitabı bitirdikten sonra okuma alışkanlığı kazandım ve devamı geldi. Hugo dışında Tolstoy (özellikle “İnsan Neyle Yaşar”) ve Dostoyevski (“Beyaz Geceler”) çok hoşuma gider. Fantastik edebiyat olarak bakacak olursam Tolkien’in üzerine bir isim tanımam. Özellikle onun yarattığı “Orta Dünya” ve “Yüzüklerin Efendisi” evreni çok hoşuma gider. Bilim kurgu türünden Frank Herbert ve onun “Dune” evrenini çok önemli buluyorum. Türk Edebiyatı’na gelecek olursam Ahmet Ümit benim için ilk sırada. Başkomiser Nevzat serisinden diğer kitaplarına pek çok kitabını okudum, halen de okumaya devam ediyorum.
Yazma heveslisi yaşıtlarına neler önerirsin?
Kalemleri buna el veriyorsa mutlaka yazsınlar. Karşılarına elbette “yıkıcı” eleştiriler çıkacak; ama onları dinlemesinler. “Yazamıyorum, istediğim gibi olmuyor” diye düşünmesinler. Yazı yazmak aynı vücut kası gibi gelişen bir şey. Yaza yaza, pratik yapa yapa gelişen bir olgu. Bundan ötürü pes etmesinler. Sosyal hayatlarını yaşasınlar, arkadaşlık, aile ilişkileri kuvvetli olsun bu ilişkiler onlara yazacak çok fazla malzeme verir. Çevrelerinden malzeme alıp bol bol okusunlar, tek bir türe bağlı kalmadan farklı yazarları ve türleri deneyimlesinler.
Bundan sonraki yazım serüvenin nasıl ilerleyecek?
“Kutuda Yaşayanlar”ın akabinde iki veya üç hikâyenin bir arada olduğu bir kitap yazmayı düşünüyorum. Orta uzunlukta ve farklı türlerde hikâyeler olacak şekilde. Bu bağlamda gerçek hayat kurgusu olan birinci öyküyü bitirdim. Bir süre dinlenip ikinciyle devam edeceğim.