Üretimlerine dergimizde de yer verdiğimiz eğitimci ve fotoğraf sanatçısı Abidin Haldun Taşdelen, sanat eğitimini sürdüren genç yazarımız, aynı zamanda kızı Yeşim’in sorularını yanıtladı ve fotoğrafa ilgi duyan okuyucularımıza tavsiyelerde bulundu.
Sizi fotoğrafçılığa çeken şey neydi ve bu alanla ilgilenmek isteyenlere neler söylemek istersiniz?
Bence fotoğraf bir duygu aktarım veya kendini ifade etme yöntemi. Fotoğrafla, duygu ve düşüncelerimi en iyi aktarabildiğim yöntem olarak benimsediğim için ilgileniyorum. Bunun yanında anı dondurabilmek ve ileriki zamanlar için belgelemek adına da fotoğrafçılığı oldukça efektif bir sanat formu olarak görüyorum. Hobi olarak bakacak olursak, fotoğrafçılığın pahalı bir uğraş olduğunu söyleyebilirim; ancak yeterince deneyim kazandıktan sonra günümüz koşullarında gelir elde edilebilecek bir girişimcilik modeli olarak da değerlendirilebilir. Yeni başlayacak olanlara verebileceğim en büyük tavsiye, en iyi veya en pahalı fotoğraf makinesinin en iyi fotoğrafı çekmediğidir. Yeni başlayacak arkadaşlar, bütçelerini fazla zorlamayacak, son on yıl içinde üretilmiş her fotoğraf makinesiyle bu hobiye başlayabilirler. Farklı bakış açıları ve farklı pozlama teknikleri deneyerek kendi stillerini yavaş yavaş oluşturarak aşama kaydedebilirler. Bunun yanında, günümüz medyasında fotoğrafçılık teknikleri ve makineler hakkında oldukça faydalı videolar ve bilgiler olduğunu düşünüyorum. Özel dersler veya kurslara ihtiyaç olmadan bu tarz içeriklerle ve kendi yapacağınız pratiklerle fotoğrafçılığın hem teorik hem de pratik kısımlarında ilerleyebileceğinizi düşünüyorum.

Bir fotoğrafı iyi olarak değerlendirmek için gerekli olan şeyler nelerdir? Göz, ekipman, eğitim vs.
Bence bir fotoğraf, ona bakan kişide o an bir duygu değişikliği yaşatabiliyorsa iyi bir fotoğraftır. Bunun yanında ilgi merkezi ve onu destekleyen ek unsurlar doğru yerleştirilmişse, teknik açıdan buna da iyi bir fotoğraf diyebiliriz. Günümüzde iyi gibi görünen pek çok fotoğrafta ilgi merkezinin olmadığını, ancak çeşitli renk oyunlarıyla fotoğrafın güzel gösterilmeye çalışıldığını görebiliyoruz. Oysa bir fotoğrafta ilgi merkezi ve gözü ilgi merkezine doğru kaydıran her şey fotoğrafın olmazsa olmazıdır. Örneğin, kadrajdaki kompozisyonun dengeli olup olmaması, ana merkezin kompozisyonda doğru yerleştirilmesi veya ışık kullanımında yapılan pozlama teknikleri, siyah ve beyaz dengeleri, seçilen renk tonlamaları, fotoğrafın altında yatan o bağlamı güçlendirerek bakan kişide bir duygu bütünlüğü yaratabiliyorsa o fotoğraf için iyi bir fotoğraf demek mümkündür.
En çok hangi durumları çekmekten hoşlanırsınız ve kendi tarzını bulmak isteyen bir fotoğrafçı için neler önerirsiniz?
Fotoğrafçılık denildiğinde onlarca değişik disiplinden bahsedebiliriz. Doğa veya vahşi yaşam fotoğrafçılığı, portre fotoğrafçılığı, son zamanlarda drone ile kuş bakışı fotoğrafçılık ve sokak fotoğrafçılığı, disiplin olarak en keyif aldığım fotoğrafçılık türlerinden sayılabilir. Ancak ticari olarak düşünüldüğünde, emlak ve ürün fotoğrafçılığı son zamanlarda en çok gelir getiren türlerden sayılabilir. Bunun yanında zamanı, mekânı ve insanı belgelemek için belgesel fotoğrafçılık da keyif aldığım türlerden sayılabilir. Son zamanlarda yeni bir ilgi alanı olarak, gözümüzün çok da detaylı görmediği küçük nesnelerin detaylı fotoğraflarının çekildiği makro fotoğrafçılıkla da ilgilenmeye başladım.

Kendi tarzını bulmak isteyen bir fotoğrafçı farklı tarzlarda bol bol fotoğraf çekmelidir. Örneğin, portre, manzara, şehir, sokak, detay (makro), siyah-beyaz gibi tarzları denemeli ve bunlar hakkında araştırmalar yapmalıdır. Günümüzün dijital dünyası bunu oldukça ucuz ve kolay bir hale getirmektedir. Çektiği fotoğrafları kendisi uzun uzun yorumlamalı, hatalarını görmeli, başta yakın çevresi olmak üzere çektiği fotoğraflarla ilgili aldığı eleştirilerle kendine bir tarz belirlemelidir. Aynı zamanda çekmekten en çok keyif aldığı türleri bulmalı ve bu bilgileri de tarzını bulma esnasında göz önünde tutmalıdır. Bunların dışında, sevdiği fotoğraf sanatçılarının tarzlarını kopyalamadan ilham alarak yeni ve farklı tarzlar da deneyebilirler. Renkleri ve renk teorisini doğru kullanmanın yanında, kendi renk paletini oluşturmak fotoğrafta stil oluşturmanın en kolay yollarındandır.
Günümüzde fotoğrafla ilgilenen, ilgilenmeyen herkeste kamera varken bir fotoğraf sanatçısını bunlardan ayıran nedir?
Fotoğrafın bir sanat olup olmadığı tartışması neredeyse yüz elli yıllık bir tartışma. Bana göre fotoğraf bir yetenek işidir. Her sanat gibi, yeteneği olmayan kişi de çalışarak bir noktaya kadar gelebilse de yeteneği olan sanatçı, konuya herkesten farklı, çok daha estetik kaygılarla bakarak çerçeveleyebilen kişidir. Bir fotoğraf sanatçısı sadece bakmaz, görür; farkındalığı yüksektir. Elinde kamera olan birinin baktığı zaman sıradan olarak değerlendirebileceği nesneye / yerlere baktığı zaman kadrajdaki olayı ve duyguyu görür ve bunların fotoğrafını çekerek o anı, duyguyu, tekrar yaşanamayacak olan o olayı bir kare içerisinde dondurarak saklar. İzleyicisine de aynı duygularla aktarabilir. Yani onun için önemli olan o anki duygular ve estetiktir; elindeki kameranın bir önemi yoktur. Herkesin çektiği şeyleri çekse bile herkes gibi çekmez; kendine yeni kompozisyonlar, bakış açıları ve ışık oyunları yaratır. Aynı şeyi de çekse, farklı ve kendi tarzına uygun bir şekilde çeker. Tüm bunların yanında, günümüzde herkesin elinde cep telefonu ve bununla birlikte sunulmuş olan kameralar bulunsa da teknik açıdan henüz cep telefonu kameraları, gerçek bir fotoğraf makinesinin yeteneklerinden çok uzaktır.