“Uygarlık çökmüyor, sadece uygarlaşmadan sapıyor. Bugün uygarlık barbarlığın tutunmasını güçlendirirken, uygarlaşma dağılıyor.”
Franco “Bifo”Berardi[1]
“Yatarken de kalkarken de tekniği düşünün. Burada amaçlarınızı unutun; tekniğe ilişkin izlekleri sevmeyi, teknik konusundaki başarılarınızdan kıvanç duymayı tamamen teknik açısından görmeyi öğrenin.”
Robert Luis Stevenson[2]
Edebiyat ve onun geleceğini tartışmamız için öncelikli olarak dünyanın ve onun üstünde yaşayan canlılara ve eğer varsa/kaldıysa onların geleceğine odaklanmamız gerekiyor. Neredeyse tamamıyla teknolojikleşmiş bağlı olarak teknikleşmiş bir dünyada (bilim kadar teknoloji de, teknik de son tahlilde iktidar ile ilgilidir.) ise bu konuda olumlu ve insanı geleceği eylemesine çağıran çıkarımlar yapmak ihtimalen öyle kolay hatta mümkün bile olmayabilir.
Uygarlığın tekno-dünyaya bağlı olarak her geçen gün daha fazla biçim değiştirdiği ve barbarlaştığı bir zamanda kendimizi hayatta tutmaya çalışıyoruz. Ama bu hayatın Franco “Bifo” Berardi”nin demesiyle sentetik olduğu baştan belirtilmelidir.[3] Söz konusu sentetik hayat yine tekno-dünyaya bağlı olarak insan canlısında “Digital benliği” öne çıkartıyor ve onu belirliyor.[4] Buysa ne yazık ki insanın tarihi boyunca oluşturduğu bütün duygusal değerlerden kopması ve onları değersizleştirmesi için yeterlidir. Böylelikle insan adalet, vicdan, dayanışma, yardımlaşma, merhamet, sevgi, aşk, dostluk, şefkat gibi duygu değerlerinden kurtuluyor hatta arınıyor.[5]. Bu noktada Ahmet oktay’ın şiirin insansızlaştığına dair saptamasını edebiyatın bütün türleri için ne yazık ki söz konusu edebiliriz.[6]
Edebiyat en azından bizim için -onun-şematik ve mekanik örnekleri unutmadan belirtirsek- bir dönüştürme, insanı bugüne geleceği yöneltme pratiğiydi. Hatta bu yüzden hem Terry Eagleton, hem de Ahmet Oktay edebiyatçının görev ve sorumluluklarından söz eder. Ne var ki insanın duygu değerlerinden olması demek aynı zamanda edebiyatın da benzer bir eğilim ve yöneliş içinde olması ve şair yazarın baştakı sorumluluklarından ve görevlerinden kurtulması demektir.
Buysa ister istemez edebiyatı dönüştürme pratiği olmasına bağlı olarak öne çıkardığı duygu değerlerinden ve izleklerden uzaklaştırırken onu insani olandan büyük ölçüde uzaklaşmış teknik ve estetik yönü başat bir şey ve biçim haline getirir. Tam bu noktada özellikle romanın “sadece kendi içindeki öyküye ve tekniğine indirgendi.”ğini söyleyebiliriz.[7] Son beş- on yıla bakarak şiirde uzun zamandır bir paradigma değiştirme isteğinin olduğu ve bunun epeyi bir sonuçlarının ortaya çıktığı iddia edilebilir. Şairler bundan yüz yıl önce yapılmış olsa da “bunun için yeni iletişim teknolojilerine umut bağlıyorlar. Somut şiir, görsel şiir gibi şeylerle uğraşıyorlar.”[8] Ahmet Oktay bu gelişmeye bağlı olarak duyguların bile taklit edildiğinden söz eder.[9] Bütün bunlarsa Giorgio Agamben’in bugünde artık deneyimin mümkün olmadığının altını çizdiğini unutmadan belirtirsek deneyim dediğimiz şey insani olmaktan çıkarıp teknik ve estetik hatta digital bir şey haline getirir ve her bir şeyi bu düzeyde ele alır.
Bu teknoloji ve iletişim kaynaklı gelişmeler tabii edebiyatın bugüne ve geleceğe yönelmesini, gelecek önerisi ve tasarımlarını dillendirmesini geriletir hatta ortadan kaldırmakla kalmaz teknik ve estetiği tek edebi ve başat öğe haline getirir. Bu da artık baştaki kapitalizme karşılığından büyük ölçüde kurtulmuş bir modernizmin ve onun arkasından gelen postmodernizmin içinde gerçeklik kazanır. Modernizmin bu haline ve postmodernizme dönük yazılıp söyleneni etkileyen ve belirleyen bir karşılıktan ise söz etmek nerdeyse imkânsızdır.
Bütün bunların kaynağında artık bir tek seçenek olarak durduğunu söyleyebileceğimiz küresel tekno-kapitalizm, onun digital dünyası ikisinin oluşturduğu kültür endüstrisi vardır. Çünkü digital ortamda büyüyen ya da artık orada yaşamaya başlayan ve onun bağlamlarına katılmakta ve bağımlı hale gelmekte sorun görmeyen insan teki aynı dünyaya karşısında onu reddeden ve onu karşı direnen bütün duygu ve duyarlıklarını çoktan kaybetmiştir ya da kaybetmeye doğru gitmektedir. Kaldı ki “insanlar müphem, üzücü ve bazen de acımasız ilişkileri terketme eğilimindeler..” Kaldı ki ”İnsanlar suni bağlama gömüldükçe insani duyarlık azalır.”[10]
Bunun karşısında bir hesaplaşma arzusundan az da olsa söz etmek mümkünse de bu ne yazık ki kapsayıcı ve etkileyici olmaktan oldukça uzaktır. Yanı sıra geçmişin ve hatta bugünün edebiyatta da kendine yer bulan ya da edebiyatı kendini ifade alanı olarak geçen ütopik gelecek arzuları da vasatın konusu ve izleği haline gelmiştir. Bu konuda ekopoetik bir şiirden hatta ekofeminist bir edebiyat eğiliminden söz etmek mümkünse de ikisi de kapsayıcı olmaktan oldukça uzaktır. Bir bakıma edebiyat hem politik hem de toplumsal olanla ilişkisini büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır.
Yanı sıra tekno-dünyaya ve onun yaydığı ve ana akım haline gelmiş fazlasıyla otoriter ve dünyayı ve onun uygarlığını barbarlığa götüren aşırı sağ ve onun faşizmi karşısında politik olanın da hem gündelik hayatta hem de edebiyatta benzer bir karşılık bulması ne yazık ki kaçınılmaz gibidir.
Toparlarsak tekno-kapitalizmin otoriter dünyasında insanın edebiyat ya da kültür, sanat üstünden bir bugün ve gelecek projesi sunması ve bunu inşaya yönelmesi ancak kadınların ve yerel halkların direnişine ilgi göstermesi ve ona dahil olması ancak mümkün olabilir ama bu bile artık dünya ve üstünde yaşayan canlılar için gelecek diye bir şeyin olmadığı/kalmadığı gerçeğine ne yazık ki pek bir şey yapamaz.[11]
[1] Nefes Kaos ve Şiir, çeviri: Nalan Kurunç, Yort, Mayıs 2020, Eskişehir,s.88
[2] Aktaran: Ahmet Oktay, Roman üzerine anımsatmalar, BirGün Kitap, sayı 30, 30 Aralık 2006, İstanbul, s.3
[3] Nefes Kaos ve Şiir, s.51
[4] Franco “Bifo” Berardı, Age, s.55
[5] Franco “Bifo” Berardi, Age, s.55
[6] Şiir İnsansızlaşıyor, Ahmet Oktay’la Görüşme, Mehmet Çakır, Cumhuriyet Kitap, sayı 925, 8 Kasım 2007, İstanbul,s.4
[7] Ahmet oktay, Roman Üzerine Anımsatmalar, BirGün Kitap, sayı 30, 30 Aralık 2006, İstanbul, s.3
[8] Ahmet Oktay, Şiir insansızlaşıyor, Ahmet Oktay’la Görüşme, cumhuriyet Kitap, sayı 925, 8 Kasım 2007, İstanbul, s.4
[9] Edebiyat deneyimini kaybetti, Ahmet oktay’la Görüşme, Bekir Tarık- Osman Akınhay, Mesele, sayı 2, Şubat 2007, İstanbul, s.9
[10] Franco “Bifo” Berardi, Age, s.72
[11] “Newton geleceği görebilir, ancak gelecek yok olmuştur.”, Franco “Bifo” Berardi, Age.,s.102