Bir Cumhuriyet Manifestosu

Cumhuriyet Yayınları İnceleme Dizisi’nden çıkan Ümit Uysal imzalı “21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet”; Milli Kurtuluş Savaşı’nın, Cumhuriyet Devrimi’nin tarihsel koşulları, kurtuluş ve kuruluş döneminin yol göstericisi olan Kemalizm’in düşünsel kaynakları, Osmanlı’dan devralınan ekonomik miras, Türk Devrimi’nin evrenselliği gibi önemli konuları ele alıyor. Kararlı ve inanmış bir Kemalist devrimcinin her heyecanı her satırında hissedilmekle birlikte, kitap tam bir bilimsel titizlik ve nesnellikle yazılmış. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün kişiliği konusunda da oldukça yerinde ve ilginç saptamalar var: “O güçlü bir askeri stratejist, başarılı bir komutan olmasının yanı sıra kuramsal konularda sınırları zorlayan, sosyal ve beşeri bilimlerdeki bütün yenilikleri kaynağından tetkik ederek okuyan attığı her adımı diyalektik bir bütünlüğe göre planlayan fikir ve eylem adamıydı.” Kitaptaki bu satırlar Atatürk’ün kişilik ve düşün portresini çok iyi resmediyor.

Cumhuriyet Devrimi’nin Evrenselliği:

 Bilindiği gibi bizim Bağımsızlık Savaşı’mız ve buna paralel olarak yürütülen Ortaçağ artığı Osmanlı kurum ve kuruluşlarına (saltanat, hilafet vs…) karşı mücadelemiz mazlum bir milletin Emperyalizm karşısında kazandığı ilk zaferdi. Bütün mazlum milletler tarafından selamlanmış; onlarda mücadele azmi ve umudu uyandırmıştı. Kitaptaki şu satırlar bu durumu; Türk Devrimi’nin evrenselliğini özlü bir tarzda özetliyor: “Mustafa Kemal’in önderlik ettiği Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ve Cumhuriyet Devrimi, sadece bu topraklara özgü pratikler değildir. 30’lu yıllardan günümüze,milli demokratik devrim ve ulusal kalkınma paradigmasını yol haritasını yapan bütün uluslar için, Cumhuriyet Devrimi esaslı bir örnektir. Bağımsızlık ve kalkınma mücadelesi veren sömürge ve yarı sömürge ülkelerin emperyalizme karşı mücadelesinde Mustafa Kemal her zaman bayraklaştırılan, önder kabul edilen bir lider olmuştur. Cezayir’den Kongo’ya, Çin’den Küba’ya, Latin Amerika’dan Asya’ya Batı kapitalizminin esareti altında olan, kukla diktatörler tarafından yönetilen ülkeler, bağımsızlık ve demokrasi yolunda Mustafa Kemal’i ve onun devrimlerini takip etmişlerdir.

Kurtuluş Felsefesi Olarak Kemalizm:

Mustafa Kemal Atatürk’ün asker ve devlet adamı olarak tarihsel önem ve büyüklüğü genel bir mütabakatla kabul görür ve bu yönleri iyi bilinir. Ama onun entelektüel derinliği, çok yönlülüğü pek bilinmez ve tartışma konusu edilmez. Bu konularda ancak yenilerde doyurucu çalışmalar yapılmaya başlandı. M. Şükrü Hanioğlu’nun “Atatürk: Entelektüel Biyografi” ve Zafer Toprak’ın “Atatürk: Kurucu Felsefenin Evrimi” kitapları akla gelen ilk örnekler. Ümit Uysal bu noktada şunları söylüyor: “… gücünü yaşamın içinden ve tarihsel gerçeklikten alan, özgün bir milli kalkınma ve çağdaşlaşma modeli olarak mazlum milletlere ışık olmuş bir ideolojidir.” Ahmet Taner Kışlalı’dan aktarılan şu satırlarla Kemalizm’e ilişkin düzgün bir kavrayış edinmemiz sağlanmaya çalışılmış: “Koşulların değişeceğinin, değişen koşulların yeni kurumları, yeni atılımları gerektireceğinin bilincindeydi. Bu nedenledir ki, Kemalist ideolojinin kalıplaşmasını bir anlamda devrimin dondurulmasına karşıydı. Koşullara koşut olarak sadece kurumların değil, düşüncelerin de değişmesinin gerektiğini biliyordu. İşte bu nedenledir ki, Kemalizm’in devrimcilik ilkesi, aynı zamanda bir “sürekli devrimcilik” ilkesini yansıtmaktadır. Mustafa Kemal ATATÜRK, başta J.J. Rousseau, tüm aydınlanma düşünürlerini, Fransız Devrimi III. Cumhuriyet Dönemi tarihini, dönemin düşünce tarihini okumuş ve iyice incelemiş, bizde Ziya Gökalp’ten etkilenmiş, Namık Kemal’e ve Tevfik Fikret’e hayranlık duyan bir düşünce adamıydı. Fransızca ve Almanca okuyup yazıyordu. Dilbilim mukayeseli dinler tarihi, onun diğer ilgi alanlarıydı. Ayrıca sosyalist literatürü incelediği de bilinir. Kuşkusuz bir kitap tanıtım ve eleştiri yazısının zorunlu olarak sınırlı kalması gereken çerçevesi içinde; bu hacmi küçük ama önemi büyük kitabı bütün kapsamıyla tartışmak olanaksız. Yine de yazımı bitirmeden, değinmeden geçilmesi mümkün olmayan birkaç noktaya parmak basmak istiyorum.

Emperyalizm Eleştirisi

Kitapta yer alan “Osmanlı’dan devralınan miras ve iktisadi atılımlar”, Cumhuriyet’in ulus ve milliyetçilik anlayışı”, “ Kurucu ilke olarak halkçılık” ve kitabın ekler bölümünde yer verilen “Ulus, ulusal devlet tartışmalarına katkı” adlı yazılar çok önemli tespitler ve katkılar içeriyor. Yazar, Kemalizm’in devrimci mirasının, Kemalist kalkınma modelinin bugün her zamankinden daha çok gerekli ve geçerli olduğunu, özellikle teknik ilerlemenin; otomasyon, dijital ağlar ve Yapay Zekâ’nın yardımıyla günümüzde ekonomik planlamanın çok daha kolay ve verimli bir şekilde uygulanabileceğinin altını çiziyor. Kamu ekonomisinin daha doğrusu karma ekonominin liberal üretim anarşisine karşı tek geçerli çözüm olduğunu belirtiyor. Üretimin planlanması ve sosyalizasyonu ile zengin kaynaklarımıza, nitelikli ve gelişmiş insan gücümüze yaslanarak çok kısa zamanda ülkemizi yeniden ayağa kaldırabileceğimizi söylüyor. Kitapta, küreselleşme denen emperyalist ekonomik istila ve yağmanın keskin bir eleştirisini ve liberal palavraların etkili bir teşhirini de buluyoruz. Çok isabetli bir şekilde emperyalist ülkelerin körüklediği etnik ve dinsel farklılıkların temel siyasal özneler ve programlar haline getirilmesi, bunun yol açacağı tehlikeler dikkatimize sunuluyor. Giriş yazısında “Bu kitap bir eksikliği gidermek için yapılan bir çalışma değildir. Öyle bir iddiası da yoktur. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesiyle ilgili yazılmış yüzlerce kitap ve makale vardır. Hepsi de birbirlerinden kıymetlidir. Bu kitap geçmişin ruhunun hatırlatma ve geleceği kurmada Türkiye’mizin bu ruhtan yararlanabilmesi için yazılmıştır” dense de, bunların yanında bu değerli çalışma bir sentez niteliği taşıyor. Yoğun bir emek ürünü olduğu belli oluyor. Entelektüel yoğunluğuna karşın, çok yalın, anlaşılır bir dil kullanılmış. Kitaplığınız için olmasa olmaz diyebileceğimiz kitaplardan biri.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir