Kentlerin kimliğini üç temel unsur oluşturur: Coğrafyanın çizdiği sınırlar, ekonominin kurduğu dengeler ve kültürlerinin derinliği. Bu üçlü içinde en kalıcı, en dönüştürücü olanı kuşkusuz kültürdür. Çünkü kültürle yoğrulan şehirler, zamanla yalnız ülkenin değil, evrensel dünyanın da odak noktalarına dönüşür; imajlarını yalnızca turizmle, ekonomik etkinliklerle, iklimle değil, kültürün yarattığı ruhla kurarlar. O ruh, etkinleştiği her yerde yaygın bir beğeni ve kalıcı bir çekim yaratır.
İşte bundan tam on bir yıl önce…
Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde çok genç bir yaşta belediye başkanlığına seçilen Avukat Ümit Uysal, kültürle tanımlanan kentlerin değerini içtenlikle kavrayan biriydi. Kentine yeni bir kültürel vizyon kazandırmak, bu vizyon etrafında uzun soluklu bir program geliştirmek istemiyle beni davet etti. Böylece yıllar öncesine uzanan bir bağ, bambaşka bir düzlemde yeniden canlandı.
1980’lerin başıydı. Ben yatılı bir okulda öğretmendim; öykülerim yeni yeni okura ulaşıyor, tiyatro çalışmalarıyla öğrencilerin ufkunu genişletmeye çabalıyordum. O sıralar Ümit Uysal, yüzlerce öğrenci arasından farklı bir ışıltıyla ayrılıyordu. Sanata meraklı, kitaplara düşkün, düşünceyi önemseyen bir gençti. Tiyatro grubuma onu da aldım; okuduğumuz kitaplar, gazeteler üzerine yaptığımız konuşmalarla ortak bir duyarlık geliştirdik…
Aradan yıllar geçti… O genç, Muratpaşa’nın belediye başkanı olduğunda yollarımız yeniden kesişti. Bu kez bir okulun değil; bir kentin kültür hayatının kapıları açılıyordu. Birlikte bir yol haritası hazırlamaya karar verdik. Önerimle değerli dostum Özcan Karabulut da bu yolculuğa katıldı. İlk etkinliğimize çağırdığımız iyi şair Ferruh Tunç da aynı inançla bu öncü grubun bir parçası oldu. Ve her yıl, başka şairlerin, yazarların, düşünce insanlarının katılımıyla zenginleşen bu emek, zamanla adını hak ettiği biçimde duyurdu: “Antalya Edebiyat Günleri.”
Bugün, onuncu yılına ulaşan Antalya Edebiyat Günleri, kentin kültürel belleğinde yer eden, geleneksel bir buluşmaya dönüştü.
Bu etkinlikler, Antalya’ya yalnızca nitelikli bir edebi atmosfer kazandırmakla kalmadı; kentin kültürel haritasını genişletti, gençlere yeni ufuklar açtı, edebiyatın birleştirici gücüyle farklı kuşakları aynı masa etrafında buluşturdu.
Kent, edebiyatın ritmini duydukça daha sahici bir kimlik kazandı; düşünce, tartışma, yaratım ve estetik duyarlık, Muratpaşa’nın kamusal yaşamına yeni bir renk kattı. Edebiyat Günleri, Antalya’nın yalnızca turizmle değil, kültürle de anılabileceğini gösteren güçlü bir işaret fişeği oldu.
Bugün dönüp baktığımda görüyorum ki:
Bir kentin kaderi bazen bir öğretmenle bir öğrencinin aynı kitabın kenarında tuttuğu küçük bir nottan, tiyatro kulisindeki sessiz bir bakışmadan ya da yıllar sonra kurulan bir güven cümlesinden de etkilenebiliyor…
Muratpaşa’da bugün yeşeren kültür ikliminin öncülüğünü yapan sevgili başkanımız Ümit Uysal’a, baştan beri büyük bir özveriyle yorulmadan çalışan yazar dostum Özcan Karabulut’a, Ferruh Tunç’a ve yıllarca danışma kurulu içinde yer alarak aynı ruhu ve sorumlulukları bizimle paylaşan tüm danışma kurulu üyelerine, yıllarca Kültür Müdürü olarak bizimle birlikte çalışan Gülnur Karaaslan’a ve onun ekibinde yer alarak özverisini hiç eksik etmeyen tüm emekçi arkadaşlara ve ille de hep bizimle yan yana çalışan Tuncer Çetinkaya’ya çok teşekkür ederim. Tüm adları yaza adım ama Edebiyat Günleri kapsamında açtığım sergilerde tüm ekibiyle birlikte en güzel etkinlikleri gerçekleştirdiğimiz Öznur Hanım, Mevlüt Bey ve arkadaşlarını da anmadan geçemeyeceğim. Onları da en kalbi duygularımla alkışlıyorum.