Edebiyatın son büyük sınavı

      Edebiyat, insanlık tarihinin en köklü sanatlarından biri olarak sürekli dönüşüm içinde olmuştur. Sözlü kültürden yazıya, el yazmalarından matbaaya evrilen edebiyat her dönemin ruhuna uyum sağlayarak varlığını sürdürmüştür. Bugün ise hızla gelişen teknoloji ve dijitalleşme, edebiyatın yakın gelecekte bambaşka bir evrim geçireceğine dair ipuçları vermektedir.

      Bitmeye yüz tutmuş modern dönem ve daha önceki dönemlerde edebiyat ve genelinde sanat birçok “-izm” ile mücadele ederek doğdu ve varlığını sürdürdü. Bu mücadelenin en önemlisi tabi ki “Kapitalizm” ile olanıydı. Yüzyıllar boyunca edebiyat büyük bedeller ödeyerek de olsa galip gelmeyi başardı. Ancak bu yenilgiler sonucunda kapitalizmin kendisi değil ama yarattığı teknoloji ve digitalleşme edebiyat ve üreticilerinden intikamını alma üzere hazırlık yaptığını söyleyebiliriz.

      Edebiyat kelimelerin, müzik notaların, resim renklerin ahenkli dizilimidir ancak bu dizilimi etkileyen faktörler ortaya çıkan eserin ne olduğunu belirler. Günümüze kadar bu dizilimi başta insan olmak üzere doğa, iktidar, egemen güçler, din, sansür, baskılar, tarihsel süreçler, savaşlar, mücadeleler, coğrafya… gibi konvansiyonel etkiler belirlemişken çağımızda bunu hiç tahmin edemeyeceğimiz bir buluş belirlemeye başladı. Bu buluşun adı “yapay zekâ”. Hayatın birçok alanında kullanılmaya başlanan yapay zekâ konumuz olan edebiyatı nasıl etkileyeceğini tahmin etmekte güç. Ancak edebiyatın şu an adını koyamadığımız bir döneme evrileceği kesin gibi. Bunun doğum sancısını çektiğimizi söyleyebiliriz. Ama esas sancımız bu değil; Tanzimat Dönemi Edebiyatı’ndan Servetifünun Edebiyatı’na geçişte de sancılar çekilmişti ama sonuçta başka bir döneme geçilmişti. Şu andaki sancı bir sonraki dönemin olup olmayacağıdır. Bu bağlamda edebiyat günümüze kadar hangi akımla veya felsefik persperktifle yoluna devam edeceği savaşını vermişken bundan sonra var olma mücadelesi vereceği kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

      Gelecekte var olma mücadelesi verecek olan edebiyatın digitalleşmeyle birlikte birçok değişikliğe ve dönüşüme uğrayacağını tahmin etmek hiç zor olmayacaktır. Bunların başında metinlerin hızla tüketilebilir olması, yüzeyselleşme ve derinlik kaybı hemen ilk akla gelebilecek tahminler olmakta. Ayrıca digitaleşmenin amiral gemisi yapay zekâ tarafından üretilen romanlar, hikâyeler, şiirler tartışılmaya başlandı bile. Burada “yaratıcığın” ve “özgünlüğün” ne anlama geldiği sorusu daha yakıcı bir tartışmanın konusu olarak bizleri beklemektedir. Yapay zekâ edebiyatı tamamen devralabilir mi yoksa insan deneyiminin derinliklerinden süzülen özgünlüğün ve duygusal derinliğin yerini asla dolduramaz mı? İşte bu da kusursuz bir tartışma konusu olacaktır. Ayrıca bu digital dönüşüm hem üretim hem de tüketim biçimlerini yeniden tanımlayacağı öngörülmektedir. E-kitap, çevrim içi yayınlar, bloglar, sosyal medya paylaşımları gibi (edebi?) ürünler çeşitlenirken aynı zamanda hem geniş kitlelere ulaşmakta hem de tüketimini kolaylaşmaktadır.

      Sonuç olarak edebiyat insanın kendini ifade etme ihtiyacının en güçlü aracı olmaya devam edeceği belli, belli olmayan bunu nasıl gerçekleştireceğidir. Geleneksel roman, hikâye, şiir varlığını korurken yapay zekâ destekli eserler ve çok boyutlu digital deneyimler yükselişe geçecektir.

      Can alıcı bir soruyla bitirmek istiyorum; konvansiyonel edebiyat üretiminden gelen üreticiler hatta tüketiciler acaba bu digital edebiyat dönemine ne kadar hazırlar?  

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir