Julia May Jonas’ın Vladimir adlı romanı, çağdaş edebiyatın en çetrefilli meselelerinden biri olan arzu, güç ilişkileri ve etik sınırlar üzerine kışkırtıcı bir sorgulamadır. Roman, edebiyat profesörü olan anlatıcı kadının gözünden ilerler; genç bir meslektaşı Vladimir’e duyduğu çekim, hem kişisel hem de toplumsal tabuların yavaşça çözülmesine yol açar. Jonas, bu hikâyeyi bir tutku anlatısına indirgemez; aksine, kadın kimliğinin, yaşlanmanın ve akademik dünyadaki iktidar ilişkilerinin karmaşık katmanlarını inceler.
Yazarın dili ironik, keskin ve son derece bilinçlidir. Anlatıcının iç sesi, ahlaki ikiyüzlülükleri ustalıkla deşifre ederken, okuru kendi önyargılarıyla yüzleştirir. Vladimir, feminist bir manifestodan çok feminist düşüncenin karanlık bölgelerini aydınlatan bir metindir. Jonas, cinselliği ve arzuyu kadın öznesinin bakış açısından yeniden tanımlar; güçlü, zeki ama kırılgan bir karakter yaratır.
Roman, modern çağın entelektüel ikilemlerini ve arzuya dair bastırılmış dürtüleri incelikli bir üslupla işler. Vladimir, ahlaki belirsizliklerle dolu bir çağda insanın kendini yeniden tanımlama çabasının edebi bir portresidir.
VİTRAYLAR- Gazanfer Eryüksel
Gazanfer Eryüksel, Türk şiirinin 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren sessiz ama derin bir damarını temsil eden isimlerinden biridir. Şiirlerini insana, doğaya ve toplumsal belleğe yönelen bir bilinçle yazan Eryüksel, sözü bir gösteri unsuru olarak değil, bir iç yolculuğun aracı olarak kullanır. Işığın vitraylardan süzüldüğünde dönüştüğü estetik gibi kelimelerde onun dağarcığından süzülüp sanata dönüşür.
Şair, büyük temaları –aşkı, ölümü, yalnızlığı, umudu– abartıya kaçmadan işler. Bulut, rüzgâr, yağmur, taş, kuş, gökyüzü gibi metaforlar sadece dış dünyanın unsurları değil, iç dünyanın aynalarıdır. Hayatın ve kâinatın kurallı işleyişini kuralsız dizelerle anlatır. Kimi dizelerinde varoluşsal bir sorgulama kimi dizelerinde ise yaşama sevincini yeniden hatırlatan bir dinginlik vardır. Bu iki uç, Eryüksel’in şiirinde birbirini tamamlar.

Biçimsel olarak Eryüksel, serbest şiir geleneğini benimser. Lirik ve epik bir kurgu şiirlerine hâkimdir. Bazı eleştirmenler Eryüksel’in şiirini “minimalist lirizm” olarak tanımlamıştır; gerçekten de onun dizelerinde az sözcükle çok anlam yaratma çabası belirgindir. Şiirlerinde bazen tunç bazen de zengin kafiye biçimlerini ustaca kullanmaktadır.
On beşten fazla kitabı, çok sayıda ödül ve birincilikleri olan Gazanfer Eryüksel’in şiirleri, Türk edebiyatına gösterişsiz ama derin izler bırakmaktadır. O, sözün en yalın hâliyle en derin anlamı taşıyabileceğini kanıtlamıştır. Şiirleriyle okuru duygusal bir sarsıntıya değil, içsel bir düşünmeye çağırır. Eryüksel’in şiiri, çağın gürültüsüne karşı sessizliğin, yapay duygulara karşı samimiyetin, hızın karşısında durmanın şiiridir. Bu yönüyle Eryüksel, çağdaşları arasında hem biçimsel sadeliği hem de duygusal derinliğiyle özgün bir yere sahiptir.