Yapay Zekâ Donanımlı Cisimler Çağında Kent ve Edebiyat

Zamanın edebiyatı ile edebiyatın zamanı iç içe geçtiğinde, söylenecekler eksilmez, artarmış. Yaşayıp gördüğümüz, insan-zaman-edebiyat ilişkisi yazılanlarda soluk alıp veriyor hala… Birey yaşadığı “yer”le, “beden”le  ve “süre”yle sınırlanamaz. Yaşantılar önceden “vade”ye bağlanamaz. Günümüzde edebiyatın geldiği yer (kent), konum, düzey bakımından sorular yumağını büyütmekte: Büyükkent, orta kent (şehir veya kasaba) yaşamsal işlev ve sorumluluk bakımından bireyi de toplumu da doğrudan ilgilendirir. Beton, plastik, naylon girdabına çeker. Edebiyat, koşulları, kişileri ve olayları taşır izleğinde, imgeleminde… Modern anlatım biçimleri ve biçemleri elektronik güce ve görsellik (gösteri, şov) ilüzyonuna karşın yazılı sanat olanaklarıyla sürdürür yolculuğunu… Edebiyat üretimi, yaşamın doğal dışavurumu diye algılanabilir o nedenle. İnternetin, sibernetin ördüğü “ağ”lar zamanı ve yaşamı kuşatmıştır, doğanın ve tüm canlıların boğazını sıktığı görmezden gelinemez. Öyleyse her zaman olduğu gibi güncelliğin “edebiyatı ve zamanı” yürürlükten düşmeyecek.  Artık lazerin, frekansların, sinyallerin ve finansal algıların güdümündeki “kişi” yani edebiyatın da kahramanı daha etkin katılacaktır “hayat”lara…  Haliyle verili varoluş öğeleri gerçekliği de barındıracaktır bünyesinde: Telefon-tablet ekranlarından kopamamış insanların yazgısı, şiirin, öykünün, romanın konusu, anlatının özü-gözü olmayı sürdürecektir.

İnsanlık ve evren penceresinde her geçiş, modern gerçekliğin içinde her akış: Nicedir hassas yüzeyler, dokunmatik kaygan zeminlerde biçimleniyor düşler, düşünceler. Bu durum okumanın sanal ışığa odaklanmış gözlerin kamaşmasına neden olur. Merak ve kaygı birbirini doğurur! Sonuçta yazan, okuyan kişi ekrana yenilmemek için kendini tutacaktır. Kitaplara yani şiire, öyküye, romana ve felsefeye sığınan kişi niteliği ve “azınlık” kalması şaşırtmaz kamuoyunu. Aykırı (istisna) olarak kanıksanmış edebiyat, sanat erbabı zamanın gerçeğine uyumlu entelektüel ya da inzivada meczup addedilmekte. İnsan ilişkileri, “paylaşım”lar ve “tık”lanmalar sayısınca anlık, karmaşık, yavan ama 15 saniyeliğine ünlü “medya-magazin” nesnesi (objesi)dir… Dahası ilüzyon, kap-kaç, yalan! Bilinçaltı işgali edebiyatın, felsefenin merceğinde tutulur o nedenle. Birey, zaman, estetik, diyalektik kavramları kapitalizmin karatma-karalama merceği altında yıllardır. Bu duruma dikkat çeker Fredric Jameson  Siyasal Bilinçdışı  kitabında. (Ayrıntı, 1981, İngilizce’den çeviri: Yavuz Alogan – Mesut Varlık) Bilinçaltı-Bilinçdışı geçişmeleri-yadsımaları irdelenmiş saptama: “(…) kitap ya da basılı metin, işlev gören bir toplumsal ya da iletişimsel durum içinde kendi somut konumundan çekilip alınır ve serbestçe uçuşan bir nesne haline gelir” (s. 193) diyen ve öncesindeki, devamındaki satırlarda odağa almış. Kapitalizmin sonsuz krizler silsilesinin edebiyat yapıtları ve yazarları, filozofları üzerinden izini sürmüş. Sanal (dijital) erkin düşünce-arzu ekseninde ve estetik ideoloji alanında girdiği çıkmazı göstermiş.

Başta şiirin, genelde edebiyatın izleği, iletisi öz ve biçim uyumu, güzelduyu (estetik) kıvamı, ideolojik duruşu, dil ustalığı, kıvamı, olma-olgunlaşma belirtisidir. Edebiyatın modernliği “biliçdışı” katmanlarını da aşan felsefi derinliği, hümanist doruğu olan evreni kapsar. Tümü zamanın ve konumun tanımıyla uğraşır; postmodern kollarla bir ahtapot yayılmacılığını pekiştirdiği aşikar… Çağın ruhuna ve zihnine ulaşması tartışma konusu: Gündelik tüketim hızı şiirin, öykünün, deneme ve romanın merceği altına girmeli o nedenle… Girmektedir de… Süreç, yaratıcı bireyin (sanatçının) gözlem, düşlem ve eylem yetkinliği oranında yapıtlara sinmişse kayda değmiş sayılır “bilinç” saptaması. Sanatın, edebiyatın, modern bireyi postmodern imge-simge yüküyle tanımlaması şaşırtıcı gelmez okurlara. Bilinç sorgulatır çünkü! Bunca karmaşa (kaos) kasvetinde, güdümlü tüketici, reklam mağduru topluluklar adına somakta haklıdır! Evet, haklıdır çağdaşımız edebiyatçılar; “Edebiyat: Buradan Nereye!”

Edebiyatın yaratım-üretim-paylaşım aşamaları güncellikten ayrı düşünülemez, konuşulup tartışılamaz, yazılamaz. O nedenle sanal (dijital) kuşatılmışlık atmosferi bireyin ve toplulukların gündelik geçim (varoluş) sıkıntılarını kapsar. Evrensel boyutta gerilim ve iletişim sorunudur artık bilincin, algının baskıya uğramış “ruh” atlası. Endüstrinin, internetin yani siber çarkların gelişim-değişim ilerleme seviyesi ve hayatları da tüketen”dayatma adımları” edebiyatın, sanatın “Güncel Gerçeklik” havuzunu taşırmaktadır. Işıksız endüsti, insansız (robotlu) üretim yani “otomasyon” (karanlık fabrikalar) evresine yaklaşıldığını yine sanat, edebiyat dile getirecektir. İnsan evladının kıstırıldığı, tutulduğu modern araç(lar) kapanı, modernizmin sömürü katmanlarını şirin ya da haklı göstermez. Yaşananlar, “ileri teknoloji”, “ileri demokrasi” ve “ileri refah” vb. propoganda okus-pokus yanılsamalarını sıradanlıştırmakta. Ne ki edebiyatı, şiiri, öyküyü, romanı ve diğer düşünce üretimlerini işgal edememiştir. Görsel piyasa (müzik, sinema ve reklam) araçlarıyla olduğu kadar kitlesel yayılım sağlayamamıştır “yazı(n)lı” sanat üzerinde. İnsanlığın maruz kaldığı savaş, ölüm-yıkım yok etme darbeleri anlatılmalmaktadır biteviye… Güncel kötülük çeşitleri her türden araç-gereç ve yöntemi pervasızca yürürlüğe sokmaktadır çünkü. İnsancıl (hümanist) düşünce ve söylemler örgütlenmeli, yayılmalı şiir-edebiyat-sanat-müzik yolunu kullanarak!

Dünya savaşlar ve yıkımlar tarihidir. Büyük-küçük savaşların tümü emperyal amaçlar uğruna çıkarılmış. Savaş koşulları, kar ve finansal büyüme için amansızca beslenmiş. Birey, ruhsal-zihinsel-bedensel sarsıntılar nedeniyle “Amok Koşucusu”na dönüşmüş gerilim (stres) ortamında. Kitlesel bunalımlar arefesinde ve ertesinde psikolojik tedavi endüstrisi semirsin istenmiştir çünkü karteller tarafından. Her biçimde öldüren, yok etmeyi çoğaltan ve hızlandıran savaş atmosferi edebiyat sayesinde, edebiyat eserleriyle anlatılmış gelecek kuşaklara. Yazarlar, sanatçılar yaratım sürecini yaşantısının olağan akışı içinde olağanüstü gelişmelere, kötülüklere, çirkinliklere, çirkefliklere rağmen vücuda getirmiş. Metnini kurgulamış, dilini ve dileğini inceliklerle (imge) ve iletilerle (mesaj) bezeyip estetik bütünlüğe kavuşturup sunmuş kamuya. İnsanlığın geleceğine. Modern edebiyat çağını, oluşum dönemini içerinine taşımış ve geleceğe yansıtmış. Yapıtlarda (eserlerde) estetik örgü ve işlevsel dil eleştiriyi (kışkırtıcı düşünceyi) tetikte tutmakla kalmamış edebiyatın güncelliği vurgulamasına da kapı aralamış daima… Edebiyat ve estetik barışı, insancıllığı (hümanizmi), tahammülü (toleransı) ve umudu gözetmiş. Kütüphaneler (dijital ve fiziki) varlığıyla korumakta geçmişin, yaşanmış yılların deneyim ve birikimlerini. Estetik arayışlar için kılavuzdur edebiyat, sanat yapıtları. İnsanın varoluş serüveni ve iyi-kötü (artı-eksi) kutupları arasında edindiği/ öğrendiği değerler, barışı, yaşama hakkını ve gelecek için erdemli duruşunu belgeleyen somut veriler toplamıdır. Yok etmek yerine var etmeyi, üretmeyi güzel düşleri diriltmeyi sürdürür edebiyat. Modernlik tarihi de içinde yuvalanır diye not etmekte beis yok elbette… Görsellikle sınava tutulan ideoloji, estetik ve felsefe değil sadece; yaşamanın, madde, anlam ve haz ile dogma (körinanç) barbarlığıyla göğüs göüğüse gelmesi de edebiyatın, ideolojinin ve zamanın derinliklerinde arayışı dayatmaktadır.

Kişşinin, biçeceğini (hasat edeceğini) bilmediği tohumu toprağa teslim edilir genellikle… Tarih,  kimseye ekin elde etme güvencesi verildiğini yazmamış bugüne dek. Yazdığınızı yeniden yazın (ektiğinizi yeniden ekin) ama bilin ki dünyada “Arkası Yarın” diye bir mutlu/ huzurlu süreklilik yoktur. Böyle demiş bilgeler; göz-kulak ve de emek verelim zamana! Edebiyat (yazın) sanatı zamana, şimdiki zaman okyanusuna olta atmakla eşdeğer: ilgi-okur talip çıkabilir meçhul bir anda. Ve yazmayı, söylemeyi sürdürür o doğrultuda şairler, yazarlar, düşünürler. Geleceğe mim koymak uğruna… Her şey döneminde, kıvamında dökülür kağıda kaleme… Şimdilik kaydıyla!

Zaman kendi zincirlerini ve zimmetlerini (zilletlerini) tüketerek akmaktadır. Edebiyatan belleğine geçen evre, yaşanmış, tanıklık edilmiş ömür dilimidir insan evladı için… Ededbiyat sanat zaman (dün) ile unutulmasın diye “yarın”daki zamanını gözetir! Muştu gelecektedir! Edebiyatı büyülü sözü gelecekçidir.

KÖTÜLÜK ÇAĞI İÇİN DİPNOT

Evet, kötüler güçlü-güçlüler kötü mirim

gökyüzünün kasveti, lacivert yüzü tanık

gerçekler çığ şiirlere, vicdanlara sığmaz

aşağılık, alçaklık, balçık çukurunda, irin

ve kan, vahşet karası dip aynasındaki is

toprağın kiri-kini kötülük çatlağıdır işte:

zorbanın işleri yürürlükte, ölümler anlık

tutsak acılar çarkı ama geçer her şey gibi

zifiri zindan ve zemheri de gidici mirim.

Mudanya, Ekim 2025

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir