Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin ev sahipliğinde, “Enerji: Güneşi, Rüzgârı ve Dalgaları Paylaşmak” temasıyla bu yıl beşincisi düzenlenen +0.5 Akdeniz’in Geleceği Çalıştayı, akademisyenleri, sektör temsilcilerini, girişimcileri, sanatçıları ve gençleri bir araya getirdi.
2026’da Antalya’da yapılacak COP31 öncesi kentin iklim direncini masaya yatıran çalıştay; yenilenebilir enerji, çevre ve iklim odaklı söyleşiler, sunumlar, sergiler ve atölyelerle Akdeniz’in geleceğine dair umut veren fikirlerin, bilimsel çalışmaların ve sanatsal üretimlerin buluştuğu bir platform olurken, çok katmanlı bir çözüm haritası sundu.
5-6 Aralık 2025 tarihlerinde Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştayın bilimsel programı, Makina Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. İbrahim Atmaca, Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. H. Feza Carlak, Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Şaban Tat ve Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Güray Doğan’ın danışmanlığında hazırlandı.
Çalıştayın açılışına, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın yanı sıra, CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları ve birim müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda kent sakini katıldı.
Çalıştayın açılış konuşmasında yaşanan çevre krizine dikkat çekerek iklim değişikliğinin günümüzde geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Uysal “Dünyamızda eskiye göre beş kat daha fazla sıcak hava dalgası, üç kat daha fazla sel felaketi yaşanıyor. Fosil yakıt yatırımları hâlâ yenilenebilir enerji yatırımlarının beş katı oranında. Dünya, doludizgin yanlış yöne gidiyor” dedi.
Konuşmasında Kyoto Protokolü ve Paris İklim Sözleşmelerine de değinen Başkan Uysal, ülkelerin iklim hedeflerine uymakta başarısız olduklarına dikkat çekerek “Kyoto Protokolü’nün başarısızlığı dünyayı başka bir yöne sürükledi. Bağlayıcı hedefler işe yaramadı. Ülkeler ve sanayi kuruluşları bu hedeflere uymak istemiyor” diye konuştu.
Başkan Uysal ayrıca karbon sertifikası sisteminin de adil işlemediğini vurguladı. Uysal, şunları söyledi: “En çok kirliliği üreten ülkeler aynı zamanda arıtma, rüzgar gülü ve güneş paneli satan ülkeler. Karbonunu düşüremeyen işletmeler, düşürenlerden sertifika satın alıyor. Bu sistemin adil, şeffaf ve dengeli yürütülmesi gerekiyor.”
Başkan Uysal, Türkiye’nin su kaynakları ve yenilenebilir enerji potansiyeline dikkat çekerek acil önlem çağrısında bulundu. Uysal, “Büyük bir susuzluk tehdidiyle karşı karşıyayız. Tarım ve orman desenimizi yeniden düzenlememiz gerekiyor. Karadeniz’in dalga enerjisi potansiyeli çok yüksek. Petrol arama bütçemizin üçte biriyle dalgalardan enerji üretebiliriz” diye konuştu.
Ayrıca, küresel gelir dağılımındaki bozulmanın çevresel sorunları paralel olarak artırdığını belirten Başkan Uysal, “Dünyadaki gelir dağılımı bozukluğu, küresel ısınma ve çevre kirliliğiyle doğrudan ilişkili. Eğer sivil inisiyatif ve özgür basın yoksa, vatandaşlar ses çıkaramaz hale geliyorsa, o zaman kirliliği üretenlerin de eli güçleniyor” diye konuştu.
Başkan Uysal, “Çevre sorunlarının çözümü, ancak daha adil, şeffaf ve katılımcı bir dünya düzeniyle mümkün. Çalıştayın bu konuda önemli bir adım olacağına inanıyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Çalıştayın omurgasını oluşturan bilimsel oturumlarda, iklim değişikliğinin boyutu ve çözüm yolları, alanında uzman isimlerce detaylandırıldı. Konuşmacılar, Antalya’nın “enerji bağımsızlığı” ve “iklim uyumu” için somut reçeteler sundu.

Makina Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Çalıştay Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Atmaca ise iklim krizinin etkilerinin pandemiden çok daha ağır olacağı uyarısında bulundu. Çözümün bilimsel verilerle desteklenen yerel eylem planlarında yattığını vurgulayan Atmaca, karbonsuzlaşma için yeni kanunlardan ziyade mevcut yönetmeliklerin tam uygulanmasının yeterli olacağını savundu. Özellikle otellerdeki soğutma kulelerinde yaşanan devasa su kayıplarına dikkat çeken Atmaca’ya göre; enerji verimliliği sadece tasarruf değil, aynı zamanda su güvenliğini sağlayan hayati bir mühendislik problemidir.
Çalıştayın odağını belirleyen sunumlardan biri, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Levent Kurnaz tarafından yapıldı. 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31’in kent için kritik bir sınav olduğunu vurgulayan Kurnaz, Antalya ikliminin gelecekte Kahire’ye benzeyeceği uyarısında bulundu. Aşırı sıcakları ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak nitelendiren Kurnaz, çözüm için “iklim uyumlu sosyal altyapı” modelini önerdi. Kamusal binaların güneş enerjisiyle desteklenen “iklim sığınaklarına” dönüştürülmesi çağrısında bulunan Kurnaz’a göre asıl başarı halkı bugünden koruyacak somut adımlar.
Enerji dönüşümünün çerçevesini çizen Yenilenebilir Enerji Birliği (EUROSOLAR Türkiye) Başkanı Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve AB 2030 Misyonları ışığında “Topluluk Enerjisine Dayalı %100 Yenilenebilir Enerji” vizyonunu aktardı. Çözümün yerel yönetimlerin öncülüğünde olduğunu vurgulayan Uyar, İstanbul ve İzmir’in de dahil olduğu “İklim Nötr ve Akıllı Şehirler” misyonuna dikkat çekerek; fosil yakıtlardan arınmış, döngüsel ve adil bir ekonomik modele geçişin kaçınılmaz olduğunu belirtti.
Antalya’nın potansiyel kaynaklarına odaklanan oturumlarda rüzgâr ve dalga enerjisi öne çıktı. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, iklim krizine karşı “Enerji Trilemması”nı aşmanın yolunun yerli rüzgâr kaynağından geçtiğini vurguladı. Türkiye’nin ithalat faturasını düşürmek için karasal ve deniz üstü rüzgâr potansiyelinin hızla devreye alınması gerektiğini belirten Arıcı, teknik dönüşümün “yeşil yakalı” kadın istihdamını artırarak toplumsal dönüşümle bütünleşmesi gerektiğini savundu.
Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rıfat Tür ise Türkiye’nin enerji bağımsızlığı için henüz kullanılmayan dalga enerjisi potansiyeline dikkat çekti. Bu kaynağın rüzgâr ve güneşe göre daha yüksek enerji yoğunluğu sunduğunu belirten Tür, Türkiye’nin yıllık 10-15 TWh teknik dalga enerjisi potansiyeline sahip olduğunu ve asıl verimli sahanın Batı Karadeniz olduğunu vurgulayarak, ticarileşme için AR-GE ve mevzuat desteği çağrısında bulundu.
Enerji tüketiminin merkezindeki binalara odaklanan ikinci oturumun moderatörü Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Hamza Feza Carlak, enerji verimliliğini “yaşam kalitesinden ödün vermeden enerjiyi akıllıca kullanmak” olarak tanımladı. En ucuz enerjinin tüketilmeyen “Negawatt” olduğunu vurgulayan Carlak, verimliliğin karbon emisyonlarını düşürmede “birincil yakıt” olarak görülmesi gerektiğini belirtti.
Özyeğin Üniversitesi Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi (EÇEM) Direktörü Prof. Dr. M. Pınar Mengüç, çözümün sadece teknolojide değil, disiplinlerarası yaklaşımlarda olduğunu belirtti. Elektriksiz soğutma sağlayan “ışınımla soğutma” teknolojilerine dikkat çeken Mengüç, geliştirdikleri malzemelerle binaların ısı yükünü uzay boşluğuna yansıtarak düşürdüklerini ve İstanbul için 2050 senaryoları geliştirdiklerini anlattı.
Çankaya Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsu Ulukavak Harputlugil, enerji tüketiminde binaların payının sanayiden yüksek olduğuna dikkat çekerek çözümün “Neredeyse Sıfır Enerjili Binalar” hedefinde yattığını belirtti. Verimliliğin mekanik sistemlerden önce pasif mimari tasarımla sağlanması gerektiğini vurgulayan Harputlugil, sürdürülebilirliğin estetik bir tercih değil yaşamsal bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Oturumun son konuşmacısı Akdeniz Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Sıtkı Güner ise elektrikli araçların şebekeye entegrasyonuna odaklandı. Elektrikli araç şarj yönetim sistemlerinde yapay zeka uygulamalarının önemine değinen Güner, kontrolsüz şarjın trafo ve dağıtım hatlarında yaratacağı yükü önlemek için akıllı şebeke ve filo optimizasyonu çözümlerinin şart olduğunu vurguladı.
Çalıştayda sadece sorunlar değil, sahada uygulanan yenilikçi çözümler de paylaşıldı. Panelde konuşmacı olarak yer alan girişimciler çevreci iş fikirlerinin gelişim süreçlerini anlattı.
Burcu Arıkan (Myconom Kurucu Ortağı), petrokimya türevi atık sorununa karşı mantar misellerini kullanarak %100 biyobozunur malzemeler ürettiklerini anlattı. Arıkan, strafor yerine geliştirdikleri, ısı ve ses yalıtımı sağlayan yanmaz “biyokompozit” yapılarla inşaat sektöründe yeşil bir devrim hedeflediklerini vurguladı.
Rümeysa Ruken Polat (Rumii Sosyal Girişimi Kurucusu), tekstil atıklarına karşı “yavaş moda” ve “ileri dönüşüm” kavramlarını savunurken, Anadolu’nun “kırkyama” geleneğini modern tasarımla birleştirdiklerini aktardı. Polat, atık kumaşları kadın emeğiyle dönüştürerek hem sosyal fayda sağladıklarını hem de doğayı koruduklarını ifade etti.
İbrahim Levent Sezgin (Sezgin İleri Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı) ise yenilenebilir enerjinin depolama sorununa “sıkıştırılmış hava” teknolojisiyle çözüm sunduklarını belirtirken; kimyasal pillerin aksine çevreci ve uzun ömürlü “mekanik batarya” sistemlerini tanıttı. Sezgin, bu yerli teknolojinin enerji arz güvenliğini sağlarken sıfır atık prensibiyle çalıştığının altını çizdi.
Gazeteci Özlem Gürses’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Doğanın Davası: İklim Kanunu ve Zeytinliklerin Savunması” başlıklı oturumda Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, gazeteci Hilal Köylü ve Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Renan Tunalıoğlu konuşmacı olarak yer aldı.
Konuşmasında Muratpaşa Belediyesi’nin çevre politikalarına ilişkin çalışmalarından söz eden Başkan Uysal, belediye bünyesinde çevre duyarlılığı ve iklim değişikliğiyle ilgili etkin bir müdürlük bulunduğunu belirterek, “Biz bu müdürlüğümüzü idari olarak da, irade olarak da çok teşvik ediyoruz” dedi. Belediyenin ödüllü “Çevreci Komşu Kart” projesini örnek gösteren Başkan Uysal, Muratpaşa’nın dünyada bir kentin tamamında nitelikli atıkları toplayıp tartarak ödüle bağlayan ilk şehir olduğunu söyledi.
Diğer yandan Antalya’nın doğa, tarım ve turizm potansiyeline dikkat çeken Uysal, bu avantajların doğru kullanılmadığı takdirde risk oluşturduğunu vurgularken, “Antalya turizmin ve tarımın başkenti. Ancak ovamız, tropikal bir verimlilikte olmasına rağmen yanlış teşviklerle heba ediliyor. Su tüketimi yüksek, enerji verimsiz tarım biçimleriyle topraklarımızı kaybediyoruz” diye konuştu.
+0.5 Akdeniz’in Geleceği Çalıştayı, bilimin gerçekliğini sanatın dönüştürücü diliyle harmanlayarak katılımcılara farklı bir deneyim sundu. Sergiler, performanslar ve ekolojik atölyelerle üretim ve farkındalık bir arada yürütüldü.
Muratpaşa Belediyesi öncülüğünde, Avrupa Birliği ve UNDP desteğiyle hayata geçirilen Antalya Genç İklim Liderleri Platformu (AGİP) çalıştayın genç yüzü oldu. Farklı mahalle ve okullardan seçilen 40 lise öğrencisi, aldıkları eğitimlerin ardından kurdukları istasyonlarla kente açık kaynaklı meteorolojik veri ağı kazandırdı.
İki gün süren yoğun tartışmaların ardından ortaya çıkan “+0.5 Akdeniz’in Geleceği Çalıştayı Sonuç Bildirgesi”, Antalya için yerelden ulusala uzanan bir yol haritası çizdi. Bildirge, Muratpaşa Belediyesi’ni iklim dostu uygulamalar için öncü bir “yerel laboratuvar” olarak konumlandırırken, yenilenebilir enerji kaynaklarının kentsel planlamaya dahil edilmesini hedefliyor.
Sonuç olarak çalıştay; Antalya’nın iklim direnci için katılımcı, kamusal denetimi esas alan ve bilimsel veriye dayalı bir “Dirençli Kent” modelini Türkiye’ye örnek bir vizyon olarak sunuyor.