Buraya Nereden?


Kent yaşam haritalarının küçük parçaları ile içinde yaşayana “şimdi buradasın!” der çoğu ilde. “Neredesin bil, ona göre gideceğin yönü seç!” demenin en etkili yoludur dil ve okuma bilmeyenlere bile. Harita okumak kadar teknik bilgi gerektirmez o basit krokiler, çizimler.
“Şimdi buradayız!” dediğimiz bir noktadayız madem… “Buradan nereye?” sorusunu yanıtlayabilmek için buraya nereden gelindiğini yanıtlayabilmeliyiz ilk önce. Kanımca duyguların sese, sesin yazıya-görsele dönüştüğü yer başlangıç noktası olmalıdır bu yolun; tarih öncesi, insanın ayaklanıp, yürüdüğü, mağaralara çizgilerle iz bıraktığı, o çizgilerinde estetiğe ulaşmak için dönüştürdüğü sanatın değişik dallarında ad bulan üretimlerini yarattığı tüm o uzun geçmiş.
Geçmiş geleceğe ayna mı peki? Bu soruda kimi zaman yanıt evet, kimi zaman hayırdır.
Hâlâ çok mükemmel heykeller, binalar, anıtlar, müzikler, şiirler, romanlar, öyküler vb. yapılmakta ve yazılmaktadır ki yanıt aynadır. Ancak kimi zaman öyle sakil heykeller, binalar, anıtlar, müzikler, şiirler, romanlar, öyküler vb. var ki o zaman yanıt “geçmiş geleceğe ayna” değildir, o düz cam eskiden aynaysa bile sırı dökülmüş olduğundan ona bakan estetik yoksunu gözler, yürekler içlerindekini yansıtmıştır diyebiliriz. Bu kötülükten gözümüzü, kalbimizi kurtarmak ise bu amaçla bir araya gelebilmektedir.
Antalya henüz hiç gitmediğim, belki de yurdun her noktasını uzaktan sevmenin mümkün olduğunu bana kanıtlayan illerinden biri güzel yurdumun. “Gitmesem de/ görmesem de…”
Bugünü aynadır desem geleceği için… Geçmişini de içinde görebileceğimiz pırıl pırıl bir ayna… Henüz sırı dökülmemiş, sırları çözülmemiş… Çözülen sırları ile geleceğe yol haritan budur dedirten ayna.

Buradan nereye gideceğini gösteren binlerce mükemmel, muhteşem kanıtı var Antalya’nın. Nereye gitmemesi gerektiğini anımsatan binlerce kusurlu-sakil kanıtı da. İçinde yaşayan da görüyor, uzaktan izleyen de. Tercihini en azından edebiyat üzerinden, on yıldır iyiden, olumludan yana yaptığını düşündüren Antalya Edebiyat Günleri onuncu yılına ulaştığına, içinde yaşayan, uzaktan seven herkesi kapsaya çağrısıyla güzelliğe, iyiliğe, tarihine sahip çıkıp, geleceğe de güzel bir yaşam alanı bırakmak için çabaladığı ve artık daha da sağlam adımlarla yol almak istediğine göre buradan nereye gideceği konusunu çözmüş, seçimini iyilikten yana yapmıştır diyebiliriz… Bu seçimin her geçen yılda doğrulanması için çabalayan onlarca emek vereninin yüzlere, binlere çıkması diliyorum ki artan her bir emek veren sayısı içinde yaşayan milyonların yaşadığı kente sahip çıkmasını, estetiğe, ondan da önce hukuka, adalete, birlikte bölüşülecek güzelliğe- güzelliklere dönmesini kolaylaştırabilir.

Hukuk ülkesinde kurallar birlikte yaşamayı kolaylaştırmak için koyulur, o kurallara kentleri yönetenler kadar yaşayanların da uyma zorunluğu vardır, kuralları delip, gününü kurtaran geleceğinden-geleceğimizden çalanlar yüzünden kentler yaşanmaz hale geliyorsa her bireyin sorumluluğu kendinden başlayarak kendi gününü kurtarmak pahasına geleceğini-geleceğimizi çalmaya karşı durmasındadır. Birey diğer bireylerle eşitliği kabullenmekte zorlanabilir ama güzel olan bunu başarabilecek özü de içinde taşıyor olduğunu bilmesindedir. Empati, diğerkâmlık büyük umut boş bir hayal değil elbette. İlkokulda öğrendiğimiz “yaş kesen baş keser” den başlayarak nice güzel uyarı var, ki dünü kuranlar ülkeyi zarar verecek eylemlerden-insanlardan korumak için ormanlar kur, zeytinliklere dokunma diye özel yasalar çıkartmıştır. Günde bu koruyucu yasaların ardından dolanmayı da geçelim açıkça yok sayanlar arttıkça o kentlerde yaşayan her bireyin karşı durma hakkı doğmaktadır bu kötülüklere. Şiirle, öyküyle, romanla karşı duranların eylemi tanıklıktır düne, güne… Aynadır geleceğe… Gidilecek yolun aydınlık olması umudunu taşır içinde… İnsana umudu taşır heybesinde.
Umut ki kalbimizde hiç bitmeyen… Antalya’nın unutulmaz şairlerinden Metin Demirtaş’ın;“Hazır ol kalbim/ Türküsünü söylemeye/ Derin yara almış/ Bir umudun.” diyen söylemiyle hiç bitmeyecek olan.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir