Muratpaşa Doğumlu “Edebiyat Günleri” 10 Yaşında

ŞİMDİ MURATPAŞA DEYİNCE AKLIMA; ADI, YERİ, BAŞKANI VE EDEBİYATIYLA  ANTALYA GELİYOR

2015 yılı başları olmalı; İbrahim Karaoğlu, Muratpaşa için bir etkinlik yapmamızı önerdiğinde, elbette olumlu yaklaştım, ama Muratpaşa’nın nerede olduğu hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Antalya’nın merkez ilçesiymiş, başkan İbrahim’in öğrencisiymiş, Belediye Başkanı Ümit Uysal öykü yazıyormuş. İbrahim yüz yıllık arkadaşımdı, yerel yönetimler için hazırlayacağımız ilk etkinlik Muratpaşa olmayacaktı, üstüne üstlük Ümit Başkan öykü yazan bir başkanmış; elbette öneriyi kabul ettim. Yine yüz yıllık arkadaşım Ferruh Tunç, hem bir Antalyalı hem bir şair hem de Ümit Başkanın arkadaşı olarak Antalya Edebiyat Günleri’nin yapılması yönünde beni yüreklendirince, etkinlik programını oluşturmak üzere harekete geçmemiz kaçınılmaz oldu.

Azımsanmayacak bir deneyimimiz vardı; geniş bir coğrafyayı dolaşan Öykü Günleri’nden, uluslararası düzeyde kabul görmüş 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nden, öykü atölyelerinden, dergilerden, yazar örgütlerinden geliyorduk. Gencinden, yenisinden, ustasından, dergi genel yayın yönetmeninden, eleştirmeninden geniş bir şair-yazar çevremiz, edebiyatçı dostlarımız vardı. Muratpaşa etkinliği için Ankara Öykü Günleri etkinliğini model aldık; o yıl, yirmi yıla yakın bir süredir yapmakta olduğumuz Ankara Öykü Günleri ülkemizin dört bir tarafında yaygınlaşmış, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne, Hollanda’ya, Almanya’ya uzanmış bir etkinlik olarak rüştünü ispatlamıştı. Dünyanın en büyük öykü buluşmalarından birine sahne olan Ankara Öykü Günleri’nin birikimine dayanmaktan daha doğal ne olabilirdi ki?

İbrahim’le çalışmamıza 14 Şubat Dünyanın Öyküsü Dergisi Yayın Yönetmen Yardımcısı, eleştirmen Ayşegül Tözeren de katıldı. İlk olarak ilk etkinliğin konuk yazarını belirledik: Bu yazarımız, Nihat Ziyalan’dan ödünç aldığımız adıyla sanıyla kendisi de bir “güzellik” olan Füruzan’dan başkası değildi. Ardından panel konularını belirledik: “Füruzan Edebiyatı” (Ayşegül Tözeren, Hülya Soyşekerci, Nilüfer Altunkaya, Faruk Duman). “Günümüz Edebiyatında Eleştirinin Yeri” (Ayşegül Tözeren, Aysu Erden, Hasan Kıyafet, Hülya Soyşekerci) “Hayat Edebiyatı, Edebiyat Hayatı Dışlıyor mu?” (Özcan Karabulut, Faruk Duman, Hasan Özkılıç, Cahit Çakcıl, İbrahim Karaoğlu, Nuri Erkal).

Şiirlerin de okunacağı tadımlık bir şiir oturumu da programda yerini aldı:  “Şiir Gibi” (Ahmet Telli / Ferruh Tunç). ODTÜ’de Hoca, ödüllü kurgucu Thomas Balkenhol’dan “Zamanın Tanıkları” başlığı adı altında iki belgesel filmle etkinlik programını zenginleştirmeye çalıştık: Sabahattin Ali ve Dido Sotiriyu. Antalya’da düzenlenen ilk etkinlikte Antalyalı sanatçı Fikret Otyam oturumu olmazsa olmazdı: “Bir Sanatçı Olarak Fikret Otyam” etkinlik programında yerlerini aldılar.

Genç, usta öykücüleri desteklemek, öykü edebiyatına katkıda bulunmak üzere iki öykü ödülü düşündük: İlki, En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü. İkincisi ise, En İyi Öykü Kitabı. Her iki ödülün de bizce en anlamlı koşulu; yazar ya da yayınevi ödüllere katılamayacaktı. Seçici kurul son bir yıl içinde yayımlanan kitapları izleyecek, okuyacak ve ödüle değer bulacaktı. Yılın En İyi Öykü Kitabı Ödülü’nü alan yazarlar, izleyen yıllarda bir yıllığına seçici kurul üyeliği yapacak, böylece seçici kurullarda her yıl olabildiğince bir kan değişikliği yapılacaktı. Seçici kurul üyeleri için zor bir görevdi, bu zor görev başarıldı bana sorarsanız.

Şimdilerde 2025 yılının Ekim ayındayız; ilkini gerçekleştirdiğimiz Muratpaşa Edebiyat Günleri etkinliğinden bu yana on yıl geçmiş. Füruzan’dan başlayarak; Zülfü Livaneli Ahmet Telli, Adnan Özyalçıner, İnci Aral, Lale Müldür, Osman Şahin, Latife Tekin, Erdal Alova, Cevat Çapan, Buket Uzuner, Necati Tosuner, İsmail Uyaroğlu, Erendiz Atasü, Ali Cengizkan ve Ayla Kutlu Antalya’nın Onur konuğu olmuşlar. Hasan Özkılıç’tan başlayarak; Belma Fırat, Zeynep Uzunbay, Kadri Öztopçu, Yalçın Tosun, Jale Sancak,  Eylem Ata Güleç, Polat Özlüoğlu, Şenay Eroğlu Aksoy ve Ayşen Işık yılın En İyi Öykü Kitabı Ödülü’nün sahibi olmuşlar. Kamil Erdem’den başlayarak; Oğuzhan Yeşiltuna, Caner Cindoruk, Baran Güzel,  Ferit Sürmeli, Derya Sönmez, Günay Çetao Kızılırmak, Erkan Karaaslan, Okşan Mağara ve Gülser Kut Arat yılın En İyi İlk Öykü KitabıÖdülü’nü almışlar. Her iki ödülü alan yazarlardan bazıları bu ödülün ardından Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Haldun Taner Öykü Ödülü’nü, Fakir Baykurt Öykü Ödülü’nü ve başka ödülleri almışlar. Bu ödülleri alan öykücülerin bir bölümü ülkenin köklü yayınevlerinde kitaplarını yayımlamaya başlamışlar.

Muratpaşa Edebiyat Günleri’nin ikinci yarısında dostumuz Ferruh Tunç etkinliğin Genel Yayın Yönetmenliği görevini üstlendi. Etkinlik için geniş katılımlı bir Danışma Kurulu oluşturuldu. Danışma Kurulu’na akademisyenler ve akademisyen kökenli yazarlar ve şairler davet edildi, böylece danışma kurulunda edebiyatçıların yanı sıra akademisyenlere yer verilerek edebiyatın güncel ve kadim meseleleri hem konu başlığı hem de katılımcılarıyla çeşitlendirilip zenginleştirilerek edebiyat oturumlarına ve panellere taşındı. Etkinliklerde öykünün yanında şiir, öykücülerin yanında şairler de yer almaya başladı. Yine etkinlikler çerçevesinde sürdürülen ve onlarca Antalyalının katılımıyla her yıl etkinlik öncesinde yapılan Öykü Atölyeleri’ne Şiir Atölyeleri de dahil edildi.

Muratpaşa’nın sadece edebiyat günlerine değil, Antalya’da kesintisiz düzenlenen pek çok festivale ev sahipliği yaptığını biliyorum. Geldiğimiz ve bulunduğumuz yerden sadece edebiyat günlerini değerlendirdiğimde şu belirlemeleri yapabiliyorum: Öncelikle Muratpaşa’nın on yılda gerçekleştirdiği etkinliklerle bir iletişim, bir etkileşim ortamında onlarca öykücüyü, şairi, romancıyı, eleştirmeni, genel yayın yönetmenini, akademisyeni Antalyalıyla buluşturduğunu görüyorum. Muratpaşa bu etkinliklerle, edebiyata ve edebiyatçıya ulusal düzeyde değer verdi. Muratpaşa, Antalya’nın çeşitli mekânlarında edebiyatın konuşulmasını ve tartışılmasını, şiir ve öykü okumalarıyla, imza saatleriyle okurla yazarın buluşmasını, kitapların okura ulaşmasını sağladı. Muratpaşa, edebiyatı bir ilişki biçimi olarak yaşamak isteyen insanlara, potansiyel yazar adaylarına da ulaştı. Muratpaşa, edebiyatın yanı sıra sanatın diğer alanlarına, örneğin resme ve müziğe de yelken açtı: Resim sergileri açıldı, müzik konserleri verildi. Muratpaşa, edebiyatçıların yolunu Perge, Patara, Sagalassos gibi antik kentlere düşürdü, edebiyatçılara tarihi mekânlarda geçmişin izlerini takip etme olanağını verdi. Muratpaşa, sevgi, dostluk ve barış gibi değerleri savundu. Muratpaşa baskı döneminde; düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, yazma ve yaratma özgürlüğü mücadelesine de kendince katkıda bulundu.

Evet, etkinliklere dolu on yılı düşündüğümde tatlı, güzel ve hüzünlü çok şey anımsıyorum: Başkan Ümit Uysal, Lavinya’nın Aşkla İmtihanı adlı öykü kitabını çıkardı bu yıllarda. Fikret Otyam’ı, Celal Hafifbilek’i, Hasan Özkılıç’ı, Füruzan’ı ve Nuri Erkal’ı yitirdik yine bu yıllarda. On yıl boyunca arkadaşlıklar kazandık, dostluklar kurduk, anılar biriktirdik. Muratpaşa çalışanları, müdürleri ve danışmanları,  başta dönemin Kültür Sanat Danışmanı Hülya Arslanbay Özyol ve dönemin Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Gülnur Karaaslan; ilgileri ve gülen yüzleriyle etkinliklerimizin önemli birer parçası oldular. İlk günden, ilk edebiyat etkinliğinden günümüze, sadece fotoğraf kareleriyle oluşturduğu hafızasıyla değil, aynı zamanda arkadaşlığıyla, dostluğuyla, esprileriyle, sürpriz armağanlarıyla, hepimizden fazla sevimliliğiyle fotoğrafçı ve dijital içerik yöneticisi Mehmet Arsal Güven edebiyat sofralarımızın vazgeçilmez kişisi oldu. Danışma Kurulu’ndan dostumuz,  AntSanat Dergisi Danışmanı Tuncer Çetinkaya, önerileriyle etkinliklere katkı vermekle kalmıyor, danışmanlığını yaptığı, biçimi ve içeriğiyle yüzü yerelden ulusala dönük dergiyle Antalya Edebiyat Günleri’nin nabzını ve hafızasını tutuyor, dergide yer alan şiirlerle, öykülerle, yazılarla edebiyatımıza ve dergiciliğimize de katkıda bulunuyor.

Antalya Edebiyat Günleri’nden unutamadığım, kolay kolay unutamayacağım bir anı; Kaleiçi’nde bir grup arkadaşımızla taş yollardan yokuş yukarı çıkarken, Füruzan’ın geriye doğru düşmekte olduğu gözümün önüne geliyor. Ayakların tökezlemesiyle topuklu ayakkabıların kayması arasında bir an ve siyah elbisesi içinde Füruzan düşüyor, inanılır gibi değil. İşte o an, tam o an, Ayşegül’le Füruzan’ın hemen arkasında yürüyoruz ve benim de şaşırdığım anlık bir hareketle Füruzan’ın saçlarından başını tutabiliyorum. Aklıma Pavese’nin şiiri geliyor:“Herkese bir bakışı var ölümün / Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.” Şimdi, o gün, o an olduğu gibi her tarafımı buz kesiyor. Ölüm o gün, o an görünüp, kimin gözleriyle bakmıştı?

Edebiyat insanla, insan öyküsüyle var. Edebiyat, insanın trajedisini anlatıyor. Edebiyat, hayatın akışına itiraz ediyor, baskıya direniyor, suları tersine akıtmak istiyor. Edebiyat insanın trajedisini dünyanın yüzüne vuruyor. Muratpaşa gerçekleştirdiği edebiyat günleriyle, kesintisiz festivalleriyle, edebiyatın ve sanatın özgürlük talebiyle insanların mutluluk talebini canlı tutuyor, bize daha güzel bir dünyanın mümkün olabileceğini gösteriyor.

Muratpaşa başlangıçta adını, yerini, başkanını bilmediğim bir yerdi. Şimdi Muratpaşa deyince aklıma; adı, yeri, başkanı ve edebiyatıyla Antalya geliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir