“Artificial Intelligence” kavramı, cansız nesnelere hayat verme konusundaki insan hırsını yansıtan, insan benzeri niteliklerle donatılmış yapay varlıklar hakkındaki eski mitlere kadar uzanır. 1800’ler boyunca Mary Shelley’nin “Frankenstien”i gibi eserlerle edebiyatta ortaya çıkan yapay yaşamın ilk versiyonlarıyla bu hayranlık büyümüştür.
19. yüzyıldan beri Ada Lovelace, John von Neumann gibi yazılımcılıkta iz bırakan isimler makinelerin yalnızca matematiksel işlemlerle kalmayıp doğru algoritmalarla yönlendirildiğinde semboller ve kavramsal veriler üzerinde de işlem gerçekleştirebileceğini öngörmüştür. “Von Neumann Teorisi”, “Oyun Teorisi” gibi çalışmalar, günümüzdeki yapay zekânın stratejik karar verme, optimizasyon ve rekabetçi ortam analizlerinde temel araç olarak kullanılmıştır. Ancak bugünkü anlamlandırılmasıyla “Yapay Zeka” 20. Yüzyıl ortalarında ortaya çıkmaya başladı. Alan Turing. 1950’de “Computing Machinery and Intelligence” makalesinde ortaya koyduğu Turing testi ile, bir makinenin insan benzeri zekâ gösterebilme kapasitesini tartışmaya açmış ve yapay zekâya yönelik tartışmaların bir başlangıcı olmuştur. 1956’da “yapay zekâ” terimi John McCharty tarafından tanıtıldı. McCharty insan zekasını çoğaltabilecek makineler yaratma potansiyelini araştırmak, yapay zekayı resmi olarak bir araştırma alanı olarak tanımak ve gelecekteki yenilikler için zemin hazırlamak için önde gelen araştırmacıların katıldığı iki aylık bir toplantı düzenledi.
AI Sanatı
Yapay Zekâ’daki bu gelişmelerle birlikte ilk AI “sanatı”da ilk adımlarını atmaya başlamıştı. Sanatçılar ilk olarak 1960’larda sanatsal ifade için bilgisayar programları ve algoritmalarla çalışmaya başladılar. Harold Cohen, 1970’lerin başlarında geliştirmeye başladığı ilk yapay zeka sanat sistemlerinden bir yazılım olan AARON ile yapay zekâyı sanata tanıtan ilk sanatçıydı. Cohen’in ilk programı oldukça basitti. Birkaç kural koyarak bilgisayarın çizimlere dönüştürdüğü ve daha sonra bir “çizim kaplumbağası(ucuna marker konulmuş bir makine) kullanarak kağıda aktarılan bir sistemdi. Program, figür ve zemin ile iç ve dış mekan arasında ayrım yapabiliyor ve benzerlik, bölme ve tekrar açısından işlev görebiliyordu. Dış dünya hakkında nesneye özgü herhangi bir bilgi olmadan, AARON insan bilişinin son derece sınırlı bir modelini oluşturuyordu.
1980’lerden sonra artan depolama kapasitesiyle bilgisayarların daha ucuz, hızlı ve yaygın hale geldi ve yapay zeka için yeni olanaklar açtı.Bu teknoloji, görüntü ve konuşma tanıma ve doğal dil işleme gibi çeşitli alanlarda ilerleme kaydetti ve özellikle yapay zeka sanatında dönüştürücü oldu. 2017 civarından başlayarak, sanatçılar GAN’ları sanat yapım süreçlerine dahil etmeye başladılar.

Klingemann Butcher’ın son eseri sanatta GAN’ların kullanımının erken bir örneği olarak görülüyor. Çok sayıda görüntüyü analiz ederek sinir ağlarının insan vücudunu nasıl algıladığını göstererek çubuk figürleri resimlere dönüştürmek için AI ile çalıştı.
Young’s Learning Nature (2018) serisi, verilere daha kişisel bir yaklaşımın erken uyarlanmasını örneklemektedir. Yapay zekayı insan ölçeğine getirmek için makineleri fotoğrafları gibi daha küçük veri kümelerinde eğitiyor. Fransız kolektifi Obvious tarafından yaratılan Edmond de Belamy’nin portresi, Christie’s müzayedesinde 432.000 ABD doları karşılığında satıldı ve yapay zeka sanat tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Yapay Zeka Nasıl Sanat Üretiyor?
Ai’ın görsel üretimleri sinir ağlarının milyonlarca görsel veri üzerinde eğitilmesiyle gerçekleşir. Eğtim sırasında bağ görsellerin matematiksel olarak özelliklerini öğrenir ve verilen eğitime göre görsel üretir. GAN gibi sistemlerde bir sinir ağı görsel üretirken diğer ağ görsellerin sahte olup olmadığını anlamaya çalışır ve buna göre kendini geliştirir. Diffusion gibi yöntemlerde ise görüntüler önce rastgele gürültüye dönüştürülür sonra da bu gürültüden yavaş yavaş yeni ve detaylı görüntüler kazanılır. Ai’da yarattığınız görüntülerin birebir olmamasının sebebi de bu gürültülerdir. Aynı kelimeleri girseniz bile gürültü tohumu değiştiği için aynı görüntüyü yaratmak mümkün değildir. Telif haklarını korumak için “Aynısını çiz” komutunu “bir benzerini çiz” olarak yorumlar.
Prompt Design
Ai görsel oluşumunda insan müdahalesi büyük rol oynar. Bir makine ne kadar veri toplayabilse bile bir görselin duygu ve düşünce bakımından bir yere varması için insan yönlendirmesi gereklidir.
Prompt design, kişinin hayal ettiği görseli detaylı açıklamalarla ve anahtar kelimelerle makineye aktarmasıdır. Burada kişinin açıklama stili, dildeki ustalığı sonucu etkiler. Ama bir taraftan da bakıldığında hayal gücüne insanlar kafalarında resimler oluşturmakta kötüdür. Konuşurken birbirimize resim alışverişinde bulunuruz ancak bu resimler kişinin hayal gücü ve yaşamı doğrultusunda evrilir. Bir kişi dili kullanımda ne kadar usta olursa olsun sadece verilerle çalışan bir makinenin kişinin hayalindeki görseli oluşturması mümkün mü?
Sanatçının Tanımı AI ile Değişiyor mu?
Birçok meslek grubunun “ai mesleklerimizi elimizden almaya geliyor” anlatısına alıştı. Peki bu meslek gruplarına “sanatçı”yı da ekleyebilir miyiz?
Ai tarafından yapılan görsellere son üç dört yıldır alıştık. 2019’da paris merkezli bir kolektif tarafından yapılan “Portrait of Edmond de Belamy” adlı eser, Christie’s müzayede evinde 432.500 dolara satıldı.

Ai destekli makineler kişilerin renk, form ve kompozisyon hakkında yeni fikirler düşünmesine “yardım” ediyor. Bu araçların sanatçılar için bir yardım aracı olduğu kesin ama bu yaratıcı süreçteki insan faaliyetinin ortadan kalkacağına mı işaret ediyor? Bu sürecin bazı bölümleri otomatikleştirebilir ancak sanat eseriyle sonuçlanan yaratıcı karar alma makine tarafından kopyalanamaz. Sanat, politik bir bağlama, geçmiş yaşama, içinde yaşadığımız dünyaya bir yanıttır. Bu yalnızca veri odaklı bir araç tarafından taklit edilemez. Temel fark niyet ve bağlamda yatar bir makine ne kadar karmaşık olursa olsun kalıplara ve talimatlara göre çalışır. Bir makine mutluluğu taklit edebilir ancak hiçbir zaman mutlu olamaz. Dolayısıyla yapay zeka asla bir sanatçının yerini almaz, bir araç olabilir mi? Evet. Ancak sanatçıların eserlerine yüklediği duyguları eklemekten yoksunlardır. İnternette gördüğümüz “AI sanatçıların yerini alıyor” başlıkları içi boş PR hikayeleridir.
Telif Hakları ve Orijinallik
Her gelişmede olduğu gibi, yapay zekanın yaygınlaşmasıda beraberiyle birçok soru getirdi. Bunlardan biride bir algoritma tarafından yapılan görselin sahibi kimdir?
Yerleşik içtihatlara göre, telif hakkı sahibi olmaya hak kazanmak için eserin yaratıcısı bir insan olmalıdır. Bunun nedeni, yalnızca bir kişinin yaratıcı seçimler yapma ve eseri kişiselleştirme yeteneğine sahip olduğu kabul edilmesidir. Bir AI aracı yaratıcı olarak kabul edilemez çünkü yaratıcı özerkliği yoktur, bunun yerine AI’nın insan kullanıcıları tarafından girilen verilere dayanarak çalışır/ öğrenir.
Prensip olarak, eseri üreten yapay zeka aracının kullanıcısı, eserin yeterince özgün olması ve kişisel bir damga taşıması koşuluyla, eser üzerindeki telif hakkına sahip olacaktır. Ancak bu konu etrafındaki yasa hala nispeten yeni ve yapay zeka tarafından oluşturulan bir görüntünün telif hakkı yasası kapsamında ne zaman eser olarak kabul edilebileceğini tanımlamak zor.
11.000’den fazla sanatçı, yapay zeka şirketlerini eserlerin lisanssız kullanımının sanatçıların geçim kaynakları için bir tehdit olduğu konusunda uyaran açık bir mektup imzaladı. Sanatçılar emeklerinin bedavaya satılmasından korktukları için yeni eserler yaratma konusunda isteksiz olabilirler veya büyük finansal kazançlar için telif hakkı olmayan eserler yaratmaya teşvik edilebilirler. Bu değişim, sanatsal emek için bir güvence olarak telif hakkının geleneksel işlevine meydan okuyarak, mevcut yasaların ve rehberliğin yapay zeka tarafından üretilen eserlerin oyasal olarak korunmasız olduğu bir çağda insan yaratıcıları yeterince koruyup koruyamayacağı konusunda endişeler doğurmaktadır.
AI Sanatı Daha mı Erişilebilir Kılıyor?
Ai’ın sanatı “erişilebilir” kıldığı argümanı sanat tarihine yüzeysel bir bakışla bile çürütülebilecek bir argümandır. Sanat insanların duyguları, bakış açıları ve estetik zevklerini yansıtma açısından zaten hep erişilebilir olmuştur. İlk insan topluluklarının yaptığı mağara resimlerinden, rönesansa, kavramsal sanata kadar insanlar herhangi bir teknolojik araca gerek duymadan kişinin hislerini, politik ve ahlaki yaklaşımlarını ifade etme ihtiyacına göre gelişmiştir. Bu bakış açısından bakıldığında sanatın Ai ile birlikte erişilebilir olduğunu söylemek sanatı araç gereçlerle sınırlanan basit bir hobi olarak görmektir. Ama sanatı erişilebilir kılan asıl tarafı kişinin kendini duygusal, kültürel, politik olarak ifade edebilmesidir. Ai görsel üretiminde bir kolaylık sağlayabilir ancak binlerce yıldır sanatın yapılmasının asıl sebeplerini taklit edemez aksine süreci mekanikleştirerek o insani ve özgün boyutu ortadan kaldırır.
Ai sanatının sanatı engelliler ve teknik beceri eksikliğine sahip insanlar için erişilebilir kıldığını söylemek ilk başta kapsayıcı bir yaklaşım gibi görünmektedir ancak sanatın doğasına karşın tamamen yanlış anlaşılmaya sebep olur. Sanatın asıl amacı son aşamasında çıkan üründen ibaret değildir sanat kişinin içsel çatışmalarını, dış dünyayla kurduğu ilişkiyi ifade etme sürecidir. Bu yönden bakıldığında fiziksel sınırlamaları olan birçok sanatçı sanatlarını ifade etmenin bir çok yolunu bulmuşlardır; Beethoven işitme yetisini kaybettikten sonra beste yapmaya devam etmiş, Matisse hastalığı ilerledikten sonra makasla “cut-out” tekniğini icat etmiştir.
Ai Sanatının Değeri Nasıl Belirleniyor?
Ai görsellerinin değerini belirleyen unsurlardan biri kişinin yapay zekayı birer yaratıcı mı yoksa birer araç olarak mı kullandığına bağlıdır. Eğer kişi Ai’ı birer araç olarak kullanıyor ancak kompozisyon, renk, konu gibi hususları kendi seçiyorsa görselin değeri artar. Diğer bir faktör ise görselin izleyiciyle kurduğu bağa göre şekillenir. Görsel toplumsal eleştirisi, ne tür duygusal ve entelektüel tepkiler uyandırdığı üzerinden değerlendirilir. Ai’ın yenilikçi kullanımıda görselin değerini etkileyen faktörlerden biridir. Ai’ın insan yaratıcılığını nasıl şekillendirdiği, verileri nasıl işlediği ve verileri nasıl kullandığı görselin fiyatını etkileyen durumlardan biridir.
Toplumsal ve kültürel etkiler
Yapay zekanın sanat dünyasına entegrasyonu, yaratıcı süreçte meşru bir işbirlikçi olarak teknolojinin giderek daha fazla kabul gördüğünü yansıtıyor. Bu değişim emsalsiz değil; tarih boyunca, yeni teknolojiler sanat topluluğu tarafından benimsenmeden önce genellikle şüpheyle karşılanmıştır. Christie’s gibi kurumların yapay zeka tarafından yapılan sanatı kabul etmesi, toplumun yaratıcılığı yeniden tanımlamaya hazır olduğunu gösteriyor olabilir. Yaratıcılığın yalnızca insanların alanı olmadığını aynı zamanda insan düşünce süreçlerini taklit etmek için tasarlanmış karmaşık algoritmalardan da ortaya çıkabileceğini kabul ediyor. Bu kabullenme aynı zamanda teknolojiyle ilişkimizin nasıl evrildiğini de yansıtıyor. Giderek dijitalleşen bir dünyada, insan ve makine arasındaki sınırlar daha geçirgen hale geliyor.
Cinsiyetçilik ve Pedofil Sorunu
Ai’ın gerçekçi bir görüntü sağlayabileceği varsayımı oldukça şüphelidir. Metinden görüntüye modellerin çoğu internetten derlenir. Ancak internet, cinsiyet temsili veri kümesinden yoksundur ve yanlış dezenformasyon, ırkçılık ve cinsiyetçi içeriklerle doludur. Bu, gerekli filtreler ve azaltmalar olmadan, Ai araçlarının hatalı, bazen etik olmayan veriler üzerinden eğitildiği ve bu veriler tarafından şekillendirilildiği anlamına gelir.
Ai ile ilgili en büyük endişelerden biri dezenformasyon üretme kapasitesidir. Deepfake’ler yeni değil, ancak yaygın olarak ve daha kolay elde edilebilir olması ve daha gerçekçi olması endişe vericidir. Deepfake tarafından yaratılmış 15.000 videonun %96’sının kadınların yüzlerinin değiştirildiği rızaya dayanmayan pornografik içerik olduğu bildirildi. Yapay zeka gözetim üzerine kurulu olmadan herkes kurban olabilir. Ancak asıl hedef kadınlardır. Pornografik deepfake’ler sosyal medyanın ilk günlerinden beri kadınlara özellikle de kadın ünlülere karşı kullanılıyor.
Bloomberg, Mayıs 2023’te çocuk tacizcilerinin çocuk istismarı görüntüleri oluşturmak için üretken yapay zekayı kullandığını bildirdi. Bu teknolojiler yaygın olarak kullanılabilir hale geldikçe, bu istismar ve suç biçimlerinin daha da kötüleşmesini bekleyebiliriz.